Tanpınar'ın ilk romanı olan Huzur, günümüzde Türk edebiyatının en önemli klasiklerinden biri sayılıyor fakat maalesef ki diğer klasiklerimiz gibi hak ettiği değeri görmüyor. İçimizden kaç kişi Tanpınar'ı ve onun döneminin aydınlarını anlamak için çaba sarf ediyor bilmiyorum bana kalırsa bu sayı oldukça az, tam olarak da bu sebepten dolayı bu esere değer verilmediğini düşünmekteyim. Hemen hepimiz okul çağında gerek öğretmenleri gerekse büyükleri tarafından Tanpınar güzellemeleri duymuşuzdur ama neden övüldüğünü, neden kıymetli ve okunmaya değer olduğunu hiç düşünmemişizdir daha doğrusu kimse bize bu konuda bir fikir vermemiştir. Tanpınar diğer yazarlarımızda olduğu gibi okunup anlaşılmamış ve anlaşılmak adına da pek çaba gösterilmemiş bir münevver. Onun garp ve şark, eski ve yeni, geçmiş ve gelecek hakkındaki çıkarımları bugün dahi geçerliğini koruyan, yol gösteren, zihinlerde bir meşale yakan cinsten fikirler barındırıyor. Ne yazık ki biz bu fikirleri oturup tartışmak, kendimize varsa şayet bir yol çizmek, yönümüzü tayin etmek ve tam olarak ne olduğumuzu anlamak yerine etrafımıza vasat tavsiyelerle "Büyük yazar, mutlaka okunmalı, çok büyük adam" tarzında söylemlerde bulunuyoruz.
Peki Tanpınar'ı büyük ve değerli kılan nedir biraz da bunu konuşmalıyız.
Tanpınar yaşadığı dönem içinde herhangi bir siyasi ideoloji içine girmeyip, kendini herhangi bir tarafın adamı olarak nitelendirmemiş, şahsi çıkarları uğruna birilerinin işine yarayacak fikirleri pazarlayan, toplumu ferdi menfaatler uğruna yanlışa sürükleyenlerden de olmamış. O hemen her eserinde ve her konuşmasında bizatihi ferdin ne yapması gerektiğini yine ferdin kendisine anlatmaya çalışmış, toplum olarak yönümüzü tayin etmek adına ne yapmalıyız, bir doğulu mu yoksa batılı gibi mi yaşamalıyız, geçmişte mi yoksa