Bir Albert Camus kitabı okunduktan sonra elbette devamı gelir, geliyor. Yabancı ile başlanır genelde sonra Veba ya da diğerleri.
Tarihin (özellikle Orta Çağ'ın) en çok korkulan ve en çok insan öldüren hastalıklarından biri olan vebanın, modern zamanlardaki bir portresi.
Veba bir örnek olaydır, metafordur sadece.
Hep başkalarının başına felaket gelmesini kanıksamış insanoğlunun; herhangi bir felaket karşısında şaşırması, reddetmesi, karşı koyması, kabullenmesi, onu yok etme çabası, son olarak duyarsızlaşmasının ve onu bir yazgı olarak kabullenmesinin aşamalarıdır Veba.
Hastalık, salgın, her gün yüzlerce ölüm. Bütün bunlara rağmen çok acı bir dramın içine de sokmuyor sizi, başka bir şey anlatmak istiyorum der gibi.
Bunu da Doktor Rieux, Yaşlı Tarrou, Gazeteci Rambert, Memur Grand ve Rantçı Cottard üzerinden anlatır. Onların yani biz insanların, bu felaket karşısındaki tutumu ve bakış açısıdır önemli olan, sonra bizim büyük çaresizliğimiz.
Doktor Rieux'ta kendi dünya ve felsefi görüşünü de aktarmayı ihmal etmez Camus; din, tanrı, varoluş vs.
En az Yabancı kadar iyi, okuyunuz.