Uzun süredir başlayıp aynı gün bitirdiğim akıcı bir kitap okumamıştım. Önce 50 sayfa okur bırakırım dedim, sonra 100, sonra yarısı, sonra hepsi… Kitapta özellikle evlilik, eş ve aile kavramını gerçekleriyle görüyoruz ve kelimenin tam anlamıyla korkutucu ve ileride ben böyle yapmamalıyım diyebileceğimiz şeyler vardı. Gerçi bu devirde böyle şeyler yaşanmaz diyeceğiz okuduktan sonra ama ne yazık ki yaşanılabilecek şeyler.
Özetle anlatım gayet akıcı ve sadeydi.
Öylece akıp giden bir kitap istiyorsanız okuyabilirsiniz.
Not: İçerlemelerimi yazacağım. Spoiler içerebilir.
Orhan Kemal… Nasıl bu kadar üzebiliyorsun okuyucuyu, nasıl bu kadar hissettirebiliyor, ağlatabiliyorsun…
Nazan… Annesiz babasız olduğu için mi bu kadar saf oldu, Hacer Hanım gibi Naciye gibi kötü kadınlar gerçekten var mıydı bu hayatta?
Erkekler saf ve aşk dolu kurdukları evliliklerinde bile annelerinin doldurmasıyla bir kadının hayatını düşünmeden mahvedip düşüncesizce hareket edebiliyorlar mı… Korkunç.
Yaptığın iş hiç önemli değil, nasıl bir insan olduğun hiç önemli değil, neler yaşamış olduğun hiç önemli değil. Evliysen evin bütün yükünü alacak, ailesini idare edecek, yorgun olsan bile kocana cilve yapacak ve her ne olursa olsun sen önemsizsin, amacın kocanı memnun etmek olacak!
Amaaa kendini hırpalarsan, arası bozulmasın diye idare ettiğin insanlar ve kocan bütün hayatını mahvedebilir. Yani önce kendine değer vereceksin kızım! Önce kendine. Yoksa uğruna öleceğin adam, ona dünyaları versen ama bir şeyi eksiltsen adam gibi konuşup öğretebilecekken, bir gün “erkeğin elinin kınasıdır” denilen zihniyette gider, senden aldığı neşeyi başkasında bulur ve onu sana tercih eder!
Doğruyu saklamayacak, gerektiğinden fazla alttan almayacaksın…
Mahzar… Şeytandan beter bir annen olduğunu bile bile nasıl birden