Vermekle, fedakarlık etmek arasında çok fark vardır. Bir şeyleri kalpten vermek, dolup taşmaktır ve çok güzel bir duygudur. Fedakarlık etmek ise insana kendini iyi hissettirmez. İkisini karıştırmayın; birbirleriyle tümüyle karşıtdırlar. Biri eksiklik sinyali yayarken, diğeri yetip de arttığı sinyalini veriyor. Biri mutlu ederken, diğeri mutlu etmiyor. Fedakarlık, sonuç olarak içerleme duygusuna yol açar. Insan bir şeyleri tüm kalbiyle verdiğinde ise, yapabileceği en keyifli işi yapmış olur ve çekim yasası(evren)bu sinyali yakalayarak daha fazlasını hayata geçirir. Aradaki farkı hissedebilirsiniz.
Visualization oluşumunu Apollo programından aldım ve 1980 ve 90'lardaki Olimpiyat programında uyguladım. O dönemlerde ki adı; "Visual Motor Rehearsal" (görsel hareket provası)ydı. Bir şeyi zihninizde canlandırmanız, onu gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelir. Işte size zihne dair ilginç bir hikaye; Olimpik atletleri karşımıza aldık, onlardan koşmaları gereken mesafeyi zihinlerinin içinde koşmalarını istedik ve onları gelişmiş geribildirim(biofeedback) cihazlarına bağladık. Beyinlerinin içinde ki yarışta yaptıkları koşu ile yarış pistinde yaptıkları koşuda incelenen kasların aynı sıralamayla tepki vermesi bizi hayrete düşüren bir sonuç oldu. Peki bunun sebebi neydi? Bunun sebebi, beynin yaptığınız şeyin gerçekmi, yoksa gerçeğin bir provası mı olduğunu ayırt edememesidir. Beyninizin içinde var ettiğinizi, bedeninizin içinde de var edersiniz.
DR.DENIS WAITLEY