Fatma

Fatma
@Hicfarketmez
Kitap incelemelerimin bir çoğunu okuduğum kitapların bende bıraktığı anlık duyguları yeniden hatırlayabilmek için yazdığımdan neredeyse tamamı spoiler içerir. Uyarmadı demeyin :)
10/10
·488 syf.··
2026 10. kitabı
Sadece 480 sayfa okudum ama kendimi binlerce sayfa okumuş gibi hissediyorum. Çünkü bu kitabın bende bıraktığı duygular ancak binlerce sayfada mümkün olabilirmiş gibi. Kitap boyunca sevindim, üzüldüm, öfkelendim, nefret ettim, sevdim, gururlandım, şaşırdım… Ama geriye yalnızca bir duygu kaldı ve adını koymakta bile zorlanıyorum. Kalbim öyle kırık ki, orta yerinden ikiye ayrılmış gibi hissediyorum. Her şeyi, tüm ihanetleri ve söylenen her sözü aşabilirdim, fakat Roque… İşte onu asla aşamayacağım sanırım. Kitapla ilgili söyleyeceğim pek çok şey olsa da son birkaç sayfanın bana attığı darbelerle hala sarsılırken başka bir şey düşünebilmek çok zor. Okuyup, neden bahsettiğimi bizzat anlamanız lazım.
Altın OğulPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20151,659 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok güzeldi, başka ne diyebilirim ki…
9/10
·448 syf.··
2026 9. kitabı
Uzun zamandır okuma listemdeydi fakat bilimkurgu ilgimi çeken bir tür olmadığı için erteleyip duruyordum. Keşke bu kadar ertelemeseydim, Brown’un yarattığı evrene bayıldım. Toplumsal hiyerarşinin renkler üzerinden kodlandığı bir evrende en dipten -Kızıllardan- yükselen bir karakteri okuyoruz: Darrow. Darrow ilk başta kendisine sunulanlarla yetinmeyi bilen, itaatin erdem olduğunu düşünen bir karakter. Hayatın kendilerine karşı acımasız olduğunun farkında olsa bile bunu sorgulamamayı seçiyor çünkü Kızılların yüce bir amaca hizmet ettiğine inandırılmış. Mecbur bırakıldıkları bu hayata ve adaletsiz düzene karşı kör olmasının nedeni de bu inanç. Daha da önemlisi, kendi dünyasının dışında -bundan daha iyi- bir dünyanın varlığından bile haberdar değil: Ta ki, görmemesi gereken bir şeyi gördüğü ve bedellerini çok ağır ödeyeceği o geceye kadar. Darrow’un kırılma noktası da o geceden sonra başlıyor. Kendisinden alınan her şeyin bedelini ödetmeye yemin eden bir silaha dönüşüyor. Böylelikle düzen, en büyük tehditini kendi elleriyle yaratmış oluyor. Darrow artık bir Kızıl değil; bir Altın. Her yeri kızıla boyamak için yükselmek zorunda olan bir Altın. Yükselmek içinse oyunu onlar gibi oynamaktan çekinmiyor. Bu kanlı çarkın dişlilerinin arasında ezilmektense o çarkın ta kendisi olup, kendisini durdurmaya çalışan her şeyi parçalamaya başlıyor.
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,537 okunma
Parasını çöpe atmak istemeyenler bu yorumu dikkatlice okusun
5/10
·504 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 23:09
Sosyal medyada çok sık paylaşılan kitaplara karşı önyargımda ne haklı olduğumu kanıtlayan bir kitaptı. Bookstagram’ların %99’unun kitap paylaşımlarını azımsanmayacak bir ücret karşılığında yaptığını biliyoruz. Ve bu kitabın ‘reklam’ına da epey para harcandığı belli. Aksi takdirde böyle vasat bir kitabın haftalarca keşfetimi işgal etmesi mümkün olmazdı çünkü gerçekten övülecek hiçbir yanı yok! Anlaşıldığı üzere Bookstagramlar, içi boş övgüleriyle kitabı balon gibi şişirerek aldıkları paranın karşılığını epey iyi vermişler. İlk başta kitabın 3. şahıs bakış açısıyla yazılmasını sevmemiştim ama keşke bu kadarla sınırlı olsaydı… Okudukça sevmemek için çok daha fazla neden buldum. Bunları size kısaca sıralayıp neden paranızı çöpe atmamanız gerektiği hakkında fikir vereyim biraz. Kitap kızımızın annesinin ölümüyle başlıyor ama durun öyle hüzünlenmeye, duygulanmaya falan hiç gerek yok. Çünkü kız annesini güya çok sevse bile ne yasını tutuyor ne de onu kaybetmenin duygusal boşluğunda süzülüyor. Düşündüğü tek şey ‘benim görevlerim var, annem sorumluluklarımı yerine getirmemi isterdi, onun büyü gücünü ben devraldım ve buna layık olmalıyım’ tarzında zırvalıklar. Yahu evdeki bitkisi solunca bile üzülür insan, annesini kaybeden birinde nasıl bir gram duygu olmaz? Neyse, hadi bu kısmı kız pek duygusal değil diyerek geçiştirelim ve bir sonraki saçmalığa geçelim… Cenaze işlemleri tamamlanır tamamlanmaz bir sabah kapılarına iki adam geliveriyor. Meğer annelerinin bankaya yüklü miktarda borcu varmış ve gelen adamlar da bankacıymış. Ophelia’yı (ana karakter) ve kız kardeşini (Genevieve) alıp bankaya götürüyorlar önlerine bir sürü çek koyup evlerinin ipotekli olduğunu söylüyorlar. Ophelia çeklerdeki imzanın sahte olduğunu fark ediyor ama bankacılara gıkını çıkarmıyor bu konuda. Sonra
PhantasmaKaylie Smith · İndigo Kitap · 2026138 okunma
8/10
·648 syf.··
2026 5. kitabı
Serinin yayınlanan iki kitabını da okuduktan sonra bir konudaki düşüncemi paylaşmak istiyorum. Özellikle de üzerinde en çok tartışılan hususla ilgili. :) Evet, evrende gördüğümüz unsurlar daha önce farklı serilerde işlenen unsurlar. Fae’ler, vampirler, periler, tanrılar, ejderhalar… Birçok okuyucuya farklı serilerin derlemesi gibi gelmiş olmasının sebebi bu. Üstelik mühürler, rünler, gölgeler ve tanrı kılıçları da işin içine girince bir noktada insan, ‘’e ben bunları daha önce okudum ki,’’ diyebiliyor. Fakat benim fikrime göre aynı unsurların yeniden ele alınması o kitabın özgün olmadığı anlamına gelmiyor. Fantastik evrende bazı klişeler vardır; eş bağları, tanrıların gücünü taşıyan yadigarlar, dünyaya yayılan kötücül güçler gibi… Bu gibi klişeleri elbette her yazar kullanabilir çünkü bunlar tek bir şahsın kullanımına ait değil. Önemli olan o unsurları kullanırken izlenilen yollar, karakterlerin aldıkları aksiyonlar diye düşünüyorum. 2000’lerden sonra yazılan popüler serilerin hiçbiri türünde ilk değilken, neden tek olmak zorundaymış gibi algılandığını anlamıyorum. Yazar diğerleriyle benzer temelleri kullanmış olsa bile kendi evrenini kurmuş ve özellikle ikinci kitapta bu evrenin ayırıcı özelliklerini daha net görebildiğimiz kanaatindeyim.
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025327 okunma
8.5/10
8/10
·712 syf.··
2026 7. kitabı
Quicksilver kadar hızlı akmasa da ondan daha heyecanlı bir kitaptı benim için. İlki ciddi manada bir giriş kitabıydı. Zaman zaman ‘’ikinci kitapta olacakları şimdiden tahmin ediyorum’’ demiştim. Ama bu sizi yanıltmasın. Brimstone’da birçok tahminim tutsa bile bize sunulan evrenin genişliği ve kurgunun gidişatı baya hoşuma gitti. Üstelik kitabın finalini tahmin edemediğimi de kabul etmeliyim. Son diyaloğu doğru mu anlıyorum diye ikinci kez okumam gerekti. Başından beri ejderhaların bir şekilde sözü geçiyordu fakat hikayeye bu şekilde dahil olmalarını beklemiyordum. Ne yalan söyleyeyim evrenler arası bir anlaşma falan bekliyordum ama meğerse bizimki hakkı olanı talep edecekmiş sadece… :) Bunların dışında her karakterin kendine has bir tavrı olması, onları yakından tanıyabilmemiz ve kişiliklerini yansıtan diyaloglar/duruşlar nefisti. Hepsinin tek bir amacı olsa bile hiçbiri ana karakterleri beslemek veya patlatmak için kitaba dahil edilmemişti. Bağımsız ve özgünlerdi. İlk kitapta Carrion’u sevmiştim, bu kitapta daha çok sevdim. Adamda şeytan tüyü var resmen. Fakat Taladius!? Hüzünlü ve kalbi kırık karakterlere ayrı bir zaafım olduğunu inkar edemeyeceğim. Tal hakkında henüz çok az şey bilsek de onunla ayrı bir empati kurdum sanırım. Yazar hikayenin devamında onu geri planda bırakırsa cidden üzülürüm. :) Son olarak birkaç ufak eleştirim de olacak tabii ki… Bu kadar yoğun şekilde ikili bakış açışından okumak yorucu olabiliyor. Bazı bölümler için bakış açısının değişmesi kesinlikle gerekli olsa da bazı bölümler için değildi bence. Kitap biraz kısaltılabilirmiş sanki. Beni yoran bir diğer şey de smut sahnelerdi. Zaten ilk kitapta bolca okumuştuk. Artık ‘’nasıl olduklarını’’ biliyoruz ve bunları yeniden uzun uzun okumak gereksiz geliyor bana. Tam olayların ilerlemesini,
BrimstoneCallie Hart · İndigo Kitap · 202659 okunma