Değerli arkadaşımın yeni çıkan ilk kitabını okumak keyif vericiydi. Kendisinden çok fazla izler buldum. Edebiyatta Aşk her anlamıyla en çok işlenen konu olmuştur. Bu kitapta da aşkı en yüce değer olarak almış yazarımız. Anakarakterin aşk sürecini en büyük zarafetle anlatmış bizlere. Kitabın aralarına serpiştirdiği şiirleriyle de, anlatmak istediği duyguları daha da vurgulamış. Oldukça samimi ve akıcı bir dille yazılmış. Kitapta geriye dönüş tekniği dikkat çekici. İleriye doğru giden zamanın bazı şeyleri anlatabilmek adına yer yer geriye döndüğünü görüyoruz. Mektuplar, sırlar ya da bilinmeyenin olduğu kısımlarda bu teknik sıkça kullanılmış. Kitabının bir çok okurla buluşması dileğiyle...
Mektubat-ı AşkHatice Erdem · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20203 okunma
Bazı kitaplar vardır, okurken kendi hayatına ara vermen gerekir. Okuyucu muyum? Yoksa kitaptaki karakter mi? Ayrımını yapamadığın hayali çizgide kalıverirsin ( kalıverdim). Selim karakteri, kültürel gerçeklikler karşısında küskün, kırgın, sarsılmış birey bilincinin sitemlerini, serzenişlerini dile getirme amacına hizmet eder. Güzelliklere ve samimi ilişkilere özlemini dile getirir ama hep hayal kırıklığına uğrar. Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir, cümlesinde somutlaşır. Bu kitabın James Joyce’un Ulysses kitabıyla benzerliklerine de değinmek isterim; Ulysses’in son bölümlerinde olduğu gibi, hiç noktalama işareti kullanılmadığı İçin cümlelerin birbirine geçtiği uzun bir ‘Günseli’ bölümü var Tutunamayanlar’ da da. Ulysses’in 14. bölümü, tutunamayanlar’ın ilmihal bölümleri aynı derecede anlaşılmaz ve sıkıcı. Genelev bölümleri birbirine benzer. ( örnekler çoğaltılabilir). Ama bu benzerlikleri taklit olarak görmemiz hata olur. Oğuz Atay belki de daha büyük bir baş yapıt bıraktı bize.Ulysseste yazım tekniğine hayran kalarak okudum fakat, İrlanda kültüründen dolayı bazı şeyler havada asılı kaldı.Tutunamayanlar’ da yazım tekniği dışında duygularıda çok yoğun yaşadım. Çünkü çok fazla bizden di. Hayata tutunabilmemiz için anlamlar bulabilmemiz umuduyla...
Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır...
Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez...