Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı. Kinyas ve Kayra için inceleme yazmayı çok istesem de bir türlü o gücü kendimde bulamamıştım. Ama artık bir şeyler yazmak istiyorum.
"Daha"yı okurken 'daha ne olabilir, daha daha?, demekten bir hal oldum. İnsan kaçakçılığının gerçeklerini yüzüme tokat gibi vurdu bu kitap.
9 yaşındaki bir hayatın mahvoluşu. Babanın caniliği. Susan yetkililer. Vazgeçiş, kabulleniş, tükeniş. Her şey var bu kitapta.
Çok DAHA fazlasını yazmak,anlatmak istesem de hep eksik kalacak Gaza'nın hayatının yanında.
Hakan Günday, sen nasıl bir yazarsın ki her kitabından sonra benim kendime gelmem bu kadar zor oluyor?
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
Cengiz Aytmatov ile tanıştığım kitap. Tanıştığıma çok memnun olduğum bir kitap.
Kitapta tanıştığımız çocuğun adı yok. Çünkü çocuk, çocuktur. Aslında hepimiz o çocuğuz. Keşke o çocuk gibi kalsak. Vicdanlı, merhametli, sevgiye, ilgiye muhtaç,pes etmeyen, umutlarından vazgeçmeyen ve daima hayaller kuran! Bu çocukta çoğu kişi kendi çocukluğunu bulup, çocukluk hayallerini bulacaktır. Canım çocuk eksik kalan yerlerinden sarılıyorum sana.
İyiyi, kötüyü, çaresizliği, boyun eğişi, kabullenişi, merhametsizliği, vicdanı anlatan semboller vardı. Oruzkul kötü, dede iyi ve boyun eğmek zorunda (yer yer beni sinirlendirse de sevdiğim bir karakter) Berkey teyze çaresizliği, nine merhametsizliği, çocuk vicdanı, umudu temsil ediyordu.
Çevremizde ki Oruzkullara rağmen - çocuk- kalabilmek umuduyla...
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Kitaba başladığımda daha çok bir serüven kitabı okuyacağımı düşündüm ama okumaya devam ettikçe aslında dikkat çekilen noktanın serüvenden çok başka fikirler olduğunu anladım. Karakterler üzerinden iyilik ve kötülük, lider türleri gibi kavramlar anlatılıyor. Yani alegorik tarzda yazılmış diyebiliriz. İyiliğin ve kötülüğün insanın içinde doğuştan olduğu ve çevre koşullarına göre şekillendiğini anlatılıyor. Jack hakkında çoğu kişinin yaptığı küçük Hitler benzetmesi de bence yerinde olmuş ve Jack üzerinden ırkçılık, tek tip insan oluşturma isteği eleştirilmiş. Ralph ise daha demokratik ve gerçekçi bir lider olarak karşımıza çıkıyor ama Ralph çok zeki bir lider değil aslında. Liderlik özelliği var ama bunun daha çok görünüşünden dolayı olması dikkat çekiyor. Ralph için karizmatik liderin özelliklerini taşıyor diyebiliriz.
Serüven kitabı olarak okunursa kesinlikle beğenileceğini sanmıyorum çünkü anlatım bence çok yavaş ilerliyor. Bu yüzden verilmek istenen, anlatılan mesajlara odaklanılırsa daha verimli bir okuma olur ve yazar böylece amacına , okurlarına ulaşmış olur.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
"Ben bir insandım."
Son kelimesini okuyup kapağını kapatırken zihnimde kalan cümle bu oldu. Çünkü inancımız, dinimiz, dilimiz ne olursa olsun biz insanız. Livaneli yine toplumsal bir soruna değinmiş.
Bir kitabı kapattıktan sonra araştırmaya başlıyorsam o kitap benim için değerlidir. Bu kitap onlardan biri.
Ezidiler hakkında bir çok şey öğrendim, araştırmaya devam ediyorum hala ama kitap sonlara doğru artık biraz 'zorlama' olma yoluna gitmiş gibi hissettim. Özellikle sonu hayal kırıklığı oldu benim için. Bu kadar mıydı yani dedim kendi kendime.
Livaneli'nin diğer eserlerine göre bir tık altta kalacak bir roman ama yine de okunması gerektiğini düşünüyorum, çünkü bilgi haznenize bir çok şey katacağını ve farklı bir bakış açısı kazandıracağını düşünüyorum.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Derda ve Derdâ'nın hayatında anlatılanlar aslında ne kadar "az" hayatımızda düşündünüz mü?
("Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında kocaman alfabe var.")
Reglın bile ne olduğunu bilmeyecek küçük yaşta evlendirilen kızlar,
Mezarlıkta ekmek parası kazanmaya çalışan çocuklar,
Oğuz Atay,
Sapık düşünceler,
Tarikatlar, dini kullananlar...
Şiddetin doruklarından, günlük hayatımızın köşesinden, hayattaki tesadüflerden geçen bir roman.
11 yaşında başlayan hayat mücadelesi, bir tarafta tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilip 5 yıl ev hapsinde şiddetin, tecavüzün her türlüsüne maruz kalıp, kendine kaçış ararken eroine düşen bir hayat, bir tarafta annesi ölen babası cezaevinde olan, mezarlık semtinde büyüyen bir hayat. Gözlerimizi yumduğumuz görmeye duymaya bile katlanamayacağımız hayatlar.
Ve bu hayatların kesişmesi...
Oğuz Atay farkındalığı güzel bir kurguydu, bu kitaptan sonra okuyacağım yazar Oğuz Atay olduğu için daha çok ilgimi çekti.
Bazı aşırılıklar vardı kabul. Ama Hakan Günday "dünya aşırı bir yerdir" demiyor mu sonuçta? Beni çok rahatsız etmedi bu aşırı tesadüfi olaylar.
Okurken," acaba varlığım nelere sebep oldu ve ben bunlardan habersizim? "diye kendine soruyor insan.
"Az" ın ne kadar çok olduğunu sorguluyor,
Neden bazı şeylere göz yumduğumuzu düşünüyor,
Derda ve Derdâ'nın hayatını okumuyor adeta hayatına giriyor ve uzun süre kendine gelemiyor.
Psikolojimi etkileyen kitapların başında geleceğine eminim, çok güzel bir kalemdi. Neden bu kadar geç okudum ki?