Hildegard

Hildegard
@Hildegard
Ağustos 2019'dan beri
Bağımsız bir emekçi kadın örgütü fikrini savunmak, bu fikre yöneltilen "burjuva feminist" yaftasına karşı savunmayı da gerektiriyordu. Kollontay, 1908'de Kadınlar Günü vesilesiyle yazdığı makalede, önce bağımsız bir emekçi kadın örgütünün burjuva feminizmine verilmiş bir taviz olduğu argümanını oluşturuyor ve ardından bu argümanı yapıbozuma uğratıyordu. Bu polemikten uzun bir alıntı yapmakta yarar var: Ama şimdi bazıları diyecek ki, kadın işçilerin ayrı durması neden? Neden özel bir "Kadınlar Günü"; emekçi kadınlara özel bu broşürler, işçi sınıfı kadınlarına özel toplantılar, bu konferanslar neden? Bu, son tahlilde, feministlere ve burjuva süfrajetlere verilmiş bir taviz değil midir? Cevabı da kendisi verir: Feministlerin amacı nedir? [Kollontay burada burjuva feministlerden bahsediyor.] Kocalarının, babalarının ve erkek kardeşlerinin kapitalist toplumda şu anda sahip oldukları aynı avantajları, aynı gücü, aynı hakları elde etmektir. Kadın işçilerin amacı nedir? Doğuştan veya mal varlığından kaynaklanan tüm ayrıcalıkları ortadan kaldırmaktır. Kadın işçi için "efendi"nin kadın mı yoksa erkek mi olduğu önemsizdir. Kadın işçi, işçi olarak içinde bulunduğu durumu ancak tüm sınıfıyla birlikte iyileştirebilir. Feministler her zaman ve her yerde eşit haklar talep ediyorlar. Kadın işçiler cevap veriyor: Biz kadın-erkek tüm yurttaşlar için hak talep ediyoruz ancak sadece işçi ve yurttaş değil, aynı zamanda anne olduğumuzu da unutmuyoruz! Anneler olarak, geleceği doğuran kadınlar olarak, kendimiz ve çocuklarımız için özel bir ilgi, devletten ve toplumdan özel koruma talep ediyoruz. Feministler siyasi haklar elde etmek için çabalıyorlar. Ancak burada da yollarımız ayrılıyor. Burjuva kadınlar için siyasi haklar, emekçi halkın sömürüsü üzerine kurulmuş bir dünyada daha rahat
Sayfa 19 - Yordam Kitap, Birinci Basım, Ağustos 2023
Reklam

Hildegard

, 2026 okuma hedefini güncelledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
23/48 kitap - %48 tamamlandı
23 kitap okudu
48 kitap
5,6bin sayfa
0 inceleme
283 alıntı
8 günde 1 kitap okumalı.
Proust burjuva çocuklarından bahsediyor:
Bu delikanlıda ve bu genç kızların tek tük erkek arkadaşlarında, giysi, giysileri taşıma, puro, İngiliz içkileri ve atlar konusundaki -en küçük ayrıntılarına kadar, bir alimin sessiz alçakgönüllüğüne yaklaşan gururlu bir yanılmazlıkla sahip olunan- bilginin tamamen tek başına, en küçük bir zihinsel kültürle tamamlanmadan gelişmiş olması, beni çok şaşırttı. Belli bir durumda smokin veya pijamanın uygun olup olmadığı konusunda hiçbir tereddüdü yoktu, ama filanca kelimenin nerede kullanılacağından veya kullanılamayacağından, hatta en basit dilbilgisi kurallarından bile habersizdi. İki kültür arasındaki bu aykırılık, Balbec Mal Sahipleri Sendikası başkanı olan babasında da aynen mevcut olsa gerekti; çünkü bütün duvarlara afiş halinde astırdığı, seçmenlere açık mektubunda şöyle diyordu: "Sözünü etmek için belediye başkanıyla görüşmek istediysem de haklı şikâyetlerimi dinlemek istemedi." Octave Casino'daki bütün boston, tango ve buna benzer dans yarışmalarında ödül kazanıyordu; isteseydi bu sayede, genç kızların dans kavalyelerini hayatlarının kavalyesi olarak seçip evlendikleri bu "sayfiye" muhitinde iyi bir izdivaç yapabilirdi. Sohbet ederken acil bir işi tamamlamak için izin ister gibi Albertine'e, "İzninizle" diyerek bir puro yaktı. Çünkü asla "hiçbir şey yapmadan duramazdı"; ama aslında zaten hiçbir zaman hiçbir şey yapmıyordu. Tam işsizlik, hem beden ve kaslarda, hem maneviyatta, sonunda aşırı çalışmayla aynı sonuçları doğurduğu için de, Octave'ın düşünceli alnının gerisindeki zihinsel boşluk, sakin görünümüne rağmen, sonunda kendisinde nafile bir düşünme hevesi yaratmıştı; geceleri tıpkı aşırı yorgun bir metafizikçi gibi uyuyamıyordu.
Sayfa 404 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
Birkaç gün üst üste Albertine'i göremediğimde, "Sizi golfte, Casino'daki danslarda hiç görmüyoruz" deyişini onun genizden sesini, dimdik, başını oynatmadan duruşunu taklit ederek kendi kendime tekrarlayıp kendimden geçiyordum. O zaman, Albertine'den daha arzulanabilir bir varlık olamayacağını düşünüyordum.
Sayfa 403 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
Bir insanı tam olarak tanımak mümkün olsaydı, ancak başlangıçtaki optik yanılgılar (çeşitli denemeler sonucunda) anlaşıldıktan sonra o noktaya gelinebilirdi. Ama mümkün değildir; çünkü bizim o insanı görüşümüz düzelirken, kıpırtısız bir hedef olmayan o insanın kendisi de bir yandan değişir; biz onu yakaladığımızı zannederken yer değiştirir ve nihayet onu daha net gördüğümüzü düşündüğümüzde, aslında netleştirmeyi başardığımız şey, onun eskiden yakaladığımız, artık onu temsil etmeyen görüntüleridir.
Sayfa 400 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025
Reklam