Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
80 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Tarih bize ulusların hayatını gösterir ve savaşlardan ve ayaklanmalardan başka anlatacak bir şey bulamaz; barış yılları şurada burada ancak kısa duraklar, anlaşmalar arasındaki fasılalar olarak görülür. Ve benzer şekilde tek tek insanların hayatı da hiç bitmeyen bir mücadeledir, sadece mecazi anlamda başkalarıyla da. İnsanların her yerde bir muhalefet, mukavemet unsuru bulurlar, sürekli çatışma halinde yaşarlar ve silah elde ölürler.
Felsefe
Reklam
Herhangi bir sefalet ya da mutsuzluk durumunda en etkin teselli bizden daha da talihsiz durumda olan hem cinslerimize bakmaktır; ve bunu herkes yapabilir. Fakat o zaman bütün insanlık için sonuç nedir ? Biz insanlar kasabın gözlerinin süzüp, içlerinden önce birini ardından bir başkasını seçtiği kırda oynaşan kuzuları andırıyoruz; çünkü iyi günlerimizde bizi tam da bu anda hangi felaketin pusuda beklediğini, hangi hastalık, sefalet, işkence ve eziyetin, uzuv, akıl ve can kaybının birdenbire bastırmak için hazırlandığını bilmeyiz.
Felsefe
Puan vermedi·64 syf.·
2020 3. kitabı
Ölümden sonra yok olup giden şeyin istem değil ; öznel düşüncenin, zihnin, muhayyilemizin uçup gideceği kalıcı olan şeyin sadece istem olduğunu vurguluyor. Schopenhauer Yaşama irademizin, yaşama istemimizin bunlardan ayrı olarak çalıştığını ve kalıcı olacağını çoğu kez vurguluyor. Ölümün bütün bilgilerden bağımsız olduğunu, bağımsız olmayan şeyin "yaşama istemi" olduğunu örneklerede başvurarak açıklayıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabın adında geçen "Ölüm ile ilişkili olan yok edilemeyecek olan (İÇSEL DOĞAMIZIN) kitabı okumaya başladıktan sonra ya da bitirdikten sonra yok edilemeyecek şeyin yaşama iradesine sebep olan istemlerin olduğunu açık bir şekilde anlayabildim. Bu kitaptan sevdiğim birkaç bölümü, alıntıyı şöyle bırakayım : Ben doğmadan önce sonsuz bir zaman süresi akıp gitti; bütün nu zaman süresince ben neydim? Metafiziksel yönden verilecek cevap muhtemelen şu olabilir: Ben daima bendim; yani bütün bu zaman boyunca ben diyen herkes, sadece bendi. Fakat şimdi buradan bizim şu anki tamamıyla "ampirik" bakış açımıza dönelim ve benim hiç var olmadığımı var sayalım. Fakat o zaman da kendimi son derece alışagelmiş ve gerçekten hayli rahatlatıcı bir biçimde henüz var olmadığım sınırsız zamanı düşünerek ölümümden sonraki artık var olmayacağım sonsuz zaman için teselli edebilirim. Zira benim olmadığım "a parte post" (hayattan sonta) sonsuzluk, benim olmadığım "a parte ante" (hayattan önce) sonsuzluktan daha korku verici olamaz ki... Bunun nedeni de ikisini, araya giren ve adına geçici hayat düşü denilen şeyden başka hiçbir şeyin birbirinden ayıramayacak olmasıdır. ¶¶¶¶¶¶¶ Yeni doğan her varlık, yeni bir var oluşa, taze ve neşeli olarak başlar ve o yaşamı kendisine verilmiş bir hediye olarak kullanır fakat hiçbir şey karşılıksız olarak verilmez ve verilemez. Onun taze
Felsefe
Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisiArthur Schopenhauer · Oda Yayınları · 2014299 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2020 3. kitabı
- Bu kitabı ya da Arthur Schopenhauer 'ın bazı kitaplarını okumaya başlamadan önce Schopenhauer'ın felsefe Dünyasını, felsefe anlayışınıdan bihaber olmamak gerekir. - Özellikle bu kitap için "Mutluluk ile dolu olan, mutsuz olduğunda neden mutsuz olduğunun nedenini değilde tekrar mutluluğu yakalamak için çaba sarf eden, sevgi diye çığlıklar atıp Dünya'nın çok eğlenceli ve keyifli bir yer olduğunu düşünen üstüne üstelik her menfiliğe karşı bunları dile getirip savunan kişiler hayatın olumsuzluklarını açık bir şekilde gözardı eden kişiler" özellikle bu kitap ve Schopenhauer dan uzak durabilirler. - Kitabı okumaya başlayan kişilerin yarıda ya da daha ilk başlarda kitabı bırakmaması için "sefih, gününü gün eden, diğer satırda vurguladığım gibi mutluluğa aşık olan durmadan sevgi pıtırcıkları saçmaya çalışan insanlar bu filozofa yaklaşmasınlar. - Alaycı, ciddiye almayan ve ciddi olamayanlar, vurdumduymaz, cıvık cıvık olan kişilerde uzak dursunlar. Bu kitaptan özellikle sevdiğim bir bölümü, alıntıyı şöyle bırakayım : Yeryüzündeki toplam sefalet ve ıstırabı, hasılı üzerine güneşin doğduğu, yolunu açarak aydınlattığı her türden acıyı elimizden geldiği kadar zihnimizde canlandırmaya çalışırsak, keşke güneş yeryüzünde ancak aydaki kadar hayat emaresi vücuda getirebilseydi, daha fazlası mümkün olmasaydı ve dünya yüzeyi tıpkı ay yüzeyi gibi kristalimsi bir durumda kalsaydı, böylesi çok daha iyi olurdu demekten başkası gelmez elimizden. Keza hayatımızı hiçliğin mutlu sükûneti içinde, boş yere bu sükûneti bozan bir olay olarak da görebiliriz.Her halükârda her şey bizim tahammül edebileceğimiz kadar yolunda gitse bile, ne kadar uzun yaşarsak o kadar açık biçim de farkına varırız ki genel olarak hayat a dısappointment , nay, a cheattir; bir başka söyleyişle, büyük bir şaşırtmaca,
Felsefe
Hayatın AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20103,832 okunma
Sahip olduğumuz sürece hayatın en büyük üç saadetini, yani sağlık, gençlik ve özgürlüğü fark etmeyiz, ne zaman ki kaybederiz ancak o zaman ayırdına varırız onların, çünkü onlar da (bir şeyin bizatihi varlığı değil) yokluk(u) halidir. Hayatımızın belli günlerinin mutlu olduğu dikkatimizi ancak bunların yerini mutsuz günler aldığında çeker. Zevkler ve hazlar arttıkça bunlara karşı duyarlılığımız azalır; alıştığımız şeyleri artık bir zevk olarak hissetmeyiz. Fakat acıya duyarlılığımız tam da bu şekilde artar; çünkü alıştığımız şeyin (kökünün) kesilmesini acı biçimde hissederiz. Dolayısıyla zaruri olanın ölçüsü sahip olmayla artar ve böylelikle acıyı hissetme kapasitesi de. Saatler ne kadar hoşça geçilirse o kadar çabuk tükenir, ne kadar acıyla geçirilirse o ölçüde uzadıkça uzar, geçmek bilmez, çünkü müspet mahiyete sahip olan şey zevk değil acıdır, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir. Benzer şekilde eğlendiğimizde değil, sıkıldığımızda zamanın farkına varırız.
Felsefe
Reklam