İçinde yattığın mezar / el yordamıyla ölçüldü / şimdiye kadar topraktan aldığın en mütevazı karşılık / mezarın boyutu gayet iyi / ne geniş ne derin / alın terinin düştüğü topraktan payına düşen bu.
Çöpçüsünden züppesine kadar herkes, cinaî cömertliğinin kesesinden harcar; hepsi, mutluluk reçeteleri dağıtır; hepsi, herkesin adımlarına yön vermek ister: Ortaklaşa hayat, bundan ötürü tahammül edilmez bir hale gelir; insanın kendi hayatı daha da çekilmez olur: Başkalarının işlerine hiç karışmadığı zaman kişi kendi işleri için o kadar endişe duyar ki, kendi "benliği"ni bir dine çevirir, ya da tersten havarilik yaparak "benliği"ni yok sayar: Evrensel oyunun kurbanıyızdır...
Ateşli bir ruhta, kılık değiştirmiş bir avcı hayvan bulunur; kişi, bir peygamberin pençelerinden ko- lay kolay kurtulamaz... İster sema adına, ister site veya başka bahaneler adına sesini yükselttiğinde, uzaklaşın ondan: Yalnızlığınızın satiridir, onun hakikatlerinin ve taşkınlıklarının berisinde yaşamanızı affetmez; histerisini, varını yoğunu onunla paylaşmanızı ister; bunu size dayatmak ve sizi tanınmaz hale getirmek ister. Bir inanç tarafından ele geçirilip onu ötekilere iletmeye çalışmayan insan, selamet saplantısının hayatı soluksuz bıraktığı bir yer olan yeryüzüne yabancı bir olaydır.
Sık sık değinip gösterdiğim gibi adalet ve sevgiyle dolu merhamet ilk önce işte bu kişinin kendisini başkasının gelip geçici varlığında tanımasından kaynaklanır, ki sonunda kişiyi iradesinden vazgeçmeye götürür. Çünkü bu
iradenin kendisini gösterdiği fenomenler o kadar belirli bir şekilde bir ızdırap hali içerisindedirler ki her kim onların tümünü içine alacak şekilde genişletirse irade bundan böyle varlığını sürdüremeyecektir; nasıl ki bir piyango çekilişinde bütün biletleri alan birisi kaçınılmaz olarak büyük kayba maruz kalacaksa...
İradenin onaylanması
ben- bilincini, kişinin kendi ferdiyetiyle sınırlanmasını ve şans ya da talih sayesinde hayatta elverişli bir gelişim çizgisinin mümküniyetine güvenmesini gerekli kılar.