Hayatla üçkağıtçılığına alıştığım bir arkadaşla beraber gibiyim şimdi. Hâline sözüne alıştım, onun üçkağıtları kendi kağıtlarımı da bana açtı. İnsan kendinden yeteri kadar iğrenebiliyorsa hayattan o kadar iğrenmiyor.
Dünyayı kime şikayet edeceksin, koyunları öldürene mi sürüteceksin, he şeyin bir sebebi varmış ama Hızır ile gezmiyorsun ki nereden bileceksin, beterinden sakınmak için ölenin bile ardından öldüreni öveceksin, ervâhileri ürkütmeden sen de suspus öleceksin.
Bilim düşünmez. Bu sarsıcı bir ifade. Bırakalım sarsıcı olsun, hatta ona, sözü döndürüp dolaştırmadan şu ilave ifadeyi eklesek bile, bilimin yine de her zaman kendi tarzında düşünmeyle alakası vardır.
Hayatlarını okuyarak geçirenler ve bilgeliklerini kitaplardan elde edenler, bir ülke hakkındaki tam ve doğru bilgiyi seyyahların anlattıklarından elde etmeye çalışanlara benzer.