Biz kendi beğenimiz doğrultusunda hesaplı alış veriş yapmaya çalışırken, üretici ya da satıcı pozisyonundaki firmalar da zayıf yanlarımızı kullanarak bizi tüketime itmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en etkili yöntemler ise bilinçaltına hitap ediyor…
Bu yöntemlerin ilki artık hayatın her alanında karşımıza çıkan reklamlar. Fakat firmalar reklamın tek başına yeterince etkili olmadığını düşünmüşler ki; birtakım gizli diyebileceğimiz mesajlar yükleyerek, sadece bilincimizin değil aynı zaman da bilinçaltımızın da etkileneceği reklamlar yaratmışlar. Bu subliminal reklamlar, ilk kez 1950’li yıllarda Amerika’da ortaya çıkmıştır. Bir sinema ya da reklam filminin arasına ya da belli sahnelerine, çok hızlı veya iyi gizlenmiş olduğu için, gözle görülemeyecek, fakat bilinçaltı tarafından kolayca algılanılabilecek yazılar, resimler ya da sahneler konması ile uygulanan bu yöntem, farkında olmadan hepimizi etkiliyor. Örnek vermek gerekirse, bir içecek reklamında gözle tespit edilemeyecek kadar hızlı geçen yazılar, marketteki içecek reyonunda onlarca farklı marka arasından o markayı seçmemizi sağlıyor. Biz her ne kadar lezzetinden ötürü seçtiğimizi düşünsek de, rengi bile tercihimizi etkiliyor. Ayrıca bu yöntem sadece televizyonda kullanılmıyor. Dergilerdeki ya da internetteki resimler, grafikler de aynı şekilde mesajlar içeriyor. Hatta dinlediğimiz şarkılarda arka plandaki bir ritim bile farklı manalar taşıyor olabilir. Abartı gibi geliyor olabilir ama şarkılara mesaj yükleyebilen veya yüklenip yüklenmediğini kontrol eden bilgisayar programları mevcut.
“Gözle takip edilemeyecek kadar hızlı görüntüler ne kadar etkili olabilir ki?” diyorsanız; yapılan araştırmalar bilinçaltının, verdiğimiz kararlar üzerinde %60 etkisini olduğunu gösteriyor. Uzmanlar bu durumu şöyle açıklıyor:
“Göz