“Masalla gerçeği ayırt edebilecek olan okurlara...” diye başlıyor Akilah Azra KOHEN kitabına ve ekliyor, “Romandaki kurgu masal gibi gelebilir; ama o kurgu, gerçeklerin kelime kelime örülmüş halidir.”
Aeden için, insanoğlunun sıradanlığının yanında yarı tanrı olarak adlandırılabilecek Avatar karakterleriyle, günümüz dünyasında geçen modern bir Simyacı hikayesi diyebiliriz. Simyacı’yı okumuş olanlar bilir, vaadettiği çok değişik bir şey olmamasına karşı masalsı basit anlatımı ve hayata dair verdiği küçük ama etkili dersler ile klasik haline gelmiş bir eserdir. Aeden ise daha modern bir bakış açısına; daha detaylı, derin ve en önemlisi daha gündelik konulara değinen bir yapıya sahip. Verdiği mesajlar daha net; Simyacı “Mutluluğun gizi, dünyanın bütün harikalarını görmektir; ama gezerken aynı zamanda kaşıktaki iki damla yağı dökmeyin.” derken Aeden, “Şeker yemek sizi zehirler, “Kullandığınız makyaj malzemeleri için onlarca balina katlediliyor.” gibi mesajlar veriyor.
Kitaptaki karakterlerimiz Sonje ve Numi, Aeden isimli gezegende yaşayan, yaşam enerjisine (Çi) ve doğaya saygılı, telepati yeteneği geliştirmiş, evrimin son basamağında bulunan, sadece tüketmeyen aynı zamanda üreten, bizlere göre fiziki olarak çok daha güçlü ve atletik bir insan ırkına aitler; yani hem ahlaki hem de fiziki olarak hemen hemen ulaşabilmeyi hedeflediğimiz, en azından hayal edebildiğimiz son noktadalar. Simyacı hikayesindeki gibi bir arayış peşinde iken yanlışlıkla gezegenimize geliyorlar ama onlara göre evrende tesadüf diye bir şey yoktur, her şeyin bir amacı vardır. Bu noktadan başlayarak da dünyada karşılaştıkları olaylara karşı duyarsız kalamayarak birer kahraman haline geliyorlar.
Sonje ve Numi verdikleri mücadele süresince sürekli babalarının kendilerine verdikleri öğütleri ve eğitimleri