Kitap baş karakter Robert'ın eşinin kendisi aldattıgından şüphelenmesi ile başlıyor. Daha önceden tam da bu tema üzerine Peyami Safa'nın Şimşek adlı kitabını okumuş biri olarak bu kitap için yapabileceğim tek yorum havada kalmış, basit, sıradan ve hatta vasat olabilir.
Şimşek baş karakter Mufid'in eşi Pervin'in kendisini aldattığından şüphelenmesini öyle derin psikolojik tahlillerle anlatıyordu ki okurken yazarın kalemine ruh tahlillerine hayran kalmıştım. Özellikle Müfid'in bu şüphelerini yakın arkadaşı Ali ile paylaştığı kısımlarda Ali karalterinin yaptığı yorumlar psikoloji kitaplarından çıkmış gibiydi. Peki ya Hendek? Ne ana konusunda ne de yan konularında en ufak bir derinlik barındırmayan olayların ve karakterlerin son derece sığ bir biçimde anlatıldığı, yazarın ara ara girmeye çabaladığı felsefe ve politika konularının ise son derece yavan kaldığını hissettiğim bir okuma oldu. Bir kaç bilindik cümle ile değinilmeye çalışılan konular geçiştirilmiş ana tema ise tamamen havada kalmış zaten. Tamamen hayal kırıklığı. Son olarak benim gibi derin psikolojik tahlillerden hoşlanıyorsanız ve bu kitabın konusunda bir eser arıyorsanız mutlaka Peyami Safa'nın Şimşek eserine göz atın...
HendekHerman Koch · Yapı Kredi Yayınları · 2022180 okunma
Hastalık hastası kiralık katil Bay Y. Yarın öleceğinden emin, her yeni güne bugünün sonunda öleceğim diye başlıyor. Ancak kantçı ahlak sahibi kiralık katilimizin bir problemi var; başladığı işi
Yine hüsran yine hüsran!
Yüksek Topuklar çagdaş Türk edebiyatı ile başarısız bir kaynaşma girişimi olarak kitaplığımda yerini aldı. Çok değil birkaç kuşak önce Oğuz Atay, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi büyük yazarlar çıkarmış canım ülkemde yine bu yazarlar gibi birini keşfederim diye elimi attığım her çağdaş yazar ayrı bir hayal kırıklığı ne yazık ki...
Tutunamayanlar gibi, Yalnızız gibi, Huzur gibi okurken yüreğime bir bıçak saplanmış hissi verecek her canım yandığında yeniden okuyup sayfalarında teselliyi, umudu arayacağım kitap neredesin bulamıyorum seni..
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,642 okunma
"Ruhum üşüyor nasıl iyice örtünürüm bilmiyorum. Ruh üşümesine ne cüppe var ne palto ruhunun üşüdüğünü hisseden insan artık bunu bir daha unutamaz"
Fernanda Pessoa'nın bu sözü, Aziz Bey'in hayatının özeti niteleğinde. Kitabı okurken kafamın içinde döndü durdu.
Ah Aziz Bey!
Herkesin hayatında yaraları vardır ama bazılarımız Aziz Bey gibi o yarayı bir türlü saramayız. Saramadığımız gibi o yarayla yaşamayı da başaramayız. Peki sonuç ne olur? Tutunma çabasıyla geçip gitmiş kasvetli, hazin bir hayat... Hani Oğuz Atay Tutunamayanlar diye isimlendirmiştir bu insanları hah işte Aziz Bey de bir tutunamayan.
Edebiyatın tutunamayan çocuklarını seviyorum çünkü onlar bana beni anlatıyorlar Kafka'nın deyimiyle içimdeki donmuş denize bir darbe daha vurmama yardım ediyorlar...
Sizde seviyorsanız tutunamayanları Aziz Bey ile de mutlaka tanışın...
Kitabın konusu daha önce okuduğum Gogol'un 'Müfettiş' tiyatrosu ile birebir aynı olduğu için, aynı şeyleri okuyormuş hissi verdi maalesef keyif alamadım.