Philip'in talihsiz bir özelliği vardı: Mahcubiyetten yahut atalarından gelen bir tür mağara adamı mirası yüzünden, ilk tanışmada insanlara karşı daima antipati duyardı; bu ilk izlenimden kurtulabilmesi de onlara alışana dek mümkün olmazdı.
"O"nu bir daha görmeyeceğine kanaati vardı. Ümidi olsa yine parmaklarında günleri saymaya başlayacak; saatler gün, günler yıl gibi uzayacak, kararsızlıklar içinde isteyecek, bekleyecek, perişan olacaktı.
Fakat "O" bir daha mezarlarından dönmesine imkan olmayan ölüler gibiydi.
Ölüler nasıl hazin, sakin, ümitsiz, mütevekkil bir tevekkül bir perestişle(tapınma) sevilirse bu genç kız da "O"nu öyle seviyordu. Ölülerden görülen fenalık nasıl unutulursa o da "O"nu öyle affediyordu.