Bir erkek bir yarasa kadar kördür; kadınlara baktığında kim kimdir göremez. Hepsi birbirini aynısı gibi görünür, güzel yaratıklardır ve kadının onu sevip sevmediğini ya da çok geçmeden bir başkasını ondan daha çok seveceğini düşünmeden ilk ve en kolay geleni alır.
"Ruhum üşüyor nasıl iyice örtünürüm bilmiyorum. Ruh üşümesine ne cüppe var ne palto ruhunun üşüdüğünü hisseden insan artık bunu bir daha unutamaz"
Fernanda Pessoa'nın bu sözü, Aziz Bey'in hayatının özeti niteleğinde. Kitabı okurken kafamın içinde döndü durdu.
Ah Aziz Bey!
Herkesin hayatında yaraları vardır ama bazılarımız Aziz Bey gibi o yarayı bir türlü saramayız. Saramadığımız gibi o yarayla yaşamayı da başaramayız. Peki sonuç ne olur? Tutunma çabasıyla geçip gitmiş kasvetli, hazin bir hayat... Hani Oğuz Atay Tutunamayanlar diye isimlendirmiştir bu insanları hah işte Aziz Bey de bir tutunamayan.
Edebiyatın tutunamayan çocuklarını seviyorum çünkü onlar bana beni anlatıyorlar Kafka'nın deyimiyle içimdeki donmuş denize bir darbe daha vurmama yardım ediyorlar...
Sizde seviyorsanız tutunamayanları Aziz Bey ile de mutlaka tanışın...