“Herkesin her şeyi ol” kompleksi kadının yeterliliğine saldırır, onu sanki “yüce şifacı” oymuş gibi davranmaya sevk eder. Ama bir insanın bir arketipi sahneye koyar gibi davranması, Tanrı olmaya çalışmaya benzer. Gerçekte bu başarılması mümkün olmayan bir şeydir ve böylesine girişimlerde bulunmak psişe için tamamen tüketici ve tahripkârdır.
Gençken ve ruhsal-hayatlarımız kültürün ve dünyanın arzu ve gereklilikleriyle çatışma halindeyken, evden çok uzaklara gittiğimizde kendimizi çaresiz hissederiz. Ancak erişkinliğimizde;kim, ne, nerede ve ne kadar süre sorularıyla ilgili seçimlerimizin sonucu olarak evden çok daha uzaklara sürüklenmeye devam ederiz. Çocukken ruh-evine geri dönmek bize öğretilmediyse, “hırsızlık ve kaybın etrafında gezinip durma” örüntüsü, kendisini sonsuza kadar yineler. Ama bizi savurarak -ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha uzağa- rotamızdan çıkaran, kendi zavallı seçimimiz bile olsa, inancınızı koruyun, çünkü yuvaya geri dönme aracı ruhun içindedir. Hepimiz geriye dönüş yolunu bulabiliriz.