NAZAN BEKİROĞLU/
LÂ SONSUZLUK HECESİ
"Havva’sız bu dünya, bir cehennem yurdu.Oysa Havva olsaydı Âdem’in dünyası cennet olurdu.Sanki dedi, bak tam şuramda sol yanımda, sen olmayınca kalbimin altında bir yer eksik kalıyor."
Şiirsel bir Hz. Adem & Havva hikâyesi... İlk insan, ilk aşk, ilk sürçme, ilk pişmanlık ilk af...
Cennetten kovulmayla başlayan dünya hayatı...
İlk sevda, ilk isyan,ilk cinayet...
Aslında hikaye hepimizin bildiği bir hikaye Adem'in dünya sürgününde yitik cennetini arıyor olmasında kendisine verilen kelimeleri ete kemiğe bürüme çabası,Havva' nın anneliği cennet arkadaşına bağlılığı,Habil'in başı Kabil tarafından bir taşla ezilirken ki teslimiyeti ...
Bütün bunlarda verdiğimiz yaşam mücadelesini göreceksiniz
Yazar sanki taşı toprağı konuşturmuş.
Yazar manevi olayları içimize işleyerek, kalbimize dokunarak muazzam bir şekilde anlatmış.
İslamiyet dini içinde gerçek olayları kendi tarzıyla kurgulayarak, ince betimlemeleriyle bizlere sunmuş.
Cennet ve dünya arasındaki bu yolculukta yüreğinize dokunan bir çok şey bulacağınızdan eminim.
Uzun zamandır böyle şiirsel bir anlatıma, belki de hiç böylesi bir romana denk gelmemiştim. Hayran olduğum,altını çizdiğim satırlar o kadar çok ki beni içine alan cümleler, dizeler, ifadeler...
Anlatımın derinliliğinden bahsetsem kelime oyunlarının muhteşemliği, akıcılıktan bahsetsem romanın şiirselliğinin,masalsılığının boynu bükük kalacak sanki...
Adem'in yasak elmayı yedikten sonraki pişmanlığını ve tövbe edişini...
Kabil'in kardeşi Habil'i kıskançlığı yüzünden öldürmesini, kinini, nefretini bile öyle güzel anlatıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz kalbinizin ritmi değişiyor kitabı okurken, göz pınarlarınız doluyor taşıyor.
Biliyoruz sandığımız bir hikayeyi bilmediğimizi fark ediyoruz kitabı okurken.İnsan bu kitabı okurken