Paris’te ölüler üç, bazen dört gün gömülmeden durur. Burada ise vakit yoktur, insan daha ölüm düşüncesine alışmadan cenaze arabasının peşine takılmak zorunda kalır.
Patrondan iki gün izin istediğim zaman bana neden surat ettiğini uyanırken anladım: Bugün cumartesi. Ben bunu hemen hemen unutmuştum, ama bu düşünce yataktan kalkarken aklıma geldi. Patron, pazar günüyle beraber benim dört gün tatil yapacağımı düşünmüş olmalıydı ve bu da onun hoşuna gidemezdi tabii.
Öğle yemeğine gitmek için bürodan ayrılmadan önce ellerimi yıkadım. Öğle üzeri, bu ânı pek severim. Akşamları ise daha az keyif duyarım, çünkü lavaboda kullanılan döner havlu artık iyice ıslanmış olur: Bütün gün herkes onu kullanmıştır.
...bir tek gün dışarıda yaşamış olan bir kimse, hiç zahmetsiz yüz sene hapiste kalabilir. Canının sıkılmaması için yeter derecede anıya sahip olmuştur artık.
...hayatımda bir değişiklik yapmanın ilgimi çekip çekmediğini sordu. Ben de, insanın hiçbir zaman hayatını değiştirmediğini, her hayatın birbirine benzediğini, buradaki hayatımdan şikayetçi olmadığımı söyledim.