📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aile mezarlığı. Bir gece önce aralıksız yağan yağmurdan, ıslak çamur. Mezarın önünde, her zamanki abuk subuk tartışmalar:
- Önce kapağı aç.
- Hayır, önce örtüleri topla.
Her şey onun istediği gibi, her şey eskisi gibiydi. Sadece bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler eksikti. Şu anda salon, eskisi gibi anason, ısıtılmış şarap, tarçın kokmuyor; tutkal, ahşap cilası, yağlıboya kokuyordu. Ama, nasıl olsa bu kokular uçup gidecek, salonu eski kokuları dolduracak, avize gene sarımtrak ılık ışığıyla salona eski rengini verecek, orkestra eşliğinde hep birlikte söylenen şarkılarla, gene şen şakrak, oynak, eski sesine kavuşacaktı salon. Gene eskisi gibi karadan çözülüp hem gecenin rahmine sığınan hem kıyısız denizlere açılan bir tekne olmayı sürdürecekti
Gövdesi maun kaplama, tablası çinko barın önüne birikmiş kalabalık, bundan on bir yıl öncekinin aksine, artık kasketli, şapkalı, sakalları uzamış, boşalmış şişeler gibi duran, umudu bekleyen umutsuzlar yerine, mutlu olduğunu sanan duyarsızlarla dolu. İstanbul burjuvazisinden bir kesit.
- Püff be! Bu paralar et kokuyor!
- Ne koksun istiyordun? Kaldı ki, para kokar. Paranın kokusu yoktur derler. Palavra. Bir değil, binbir kokusu vardır paranın. Kimden aldığına, kime verdiğine, hangi amaçla alıp hangi amaçla verdiğine göre sürekli değişir paranın kokusu.