Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin son romanı ve dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilen önemli bir eserdir. İlk kez 1880 yılında yayımlanan bu roman, yalnızca bir aile hikâyesi ya da cinayet kurgusu değil, insan ruhunun derinliklerini, inanç ile şüphe arasındaki mücadeleyi, ahlak anlayışını ve toplumların çözülüşünü ele alan büyük bir düşünce romanıdır.
Romanın olay örgüsü, bir miras meselesiyle başlayan baba-oğul çatışması üzerine kurulmuş. Ailenin babası Fyodor Pavloviç Karamazov, sorumsuz, ahlaki değerlerden uzak ve çocuklarına karşı ilgisiz bir karakterdir. Büyük oğlu Dmitri Karamazov ile arasındaki miras kavgası, hikâye ilerledikçe bu çatışma had safhaya ulaşır ve bir süre sonra Fyodor Pavloviç öldürülür. Bütün işaretler Dmitri’yi göstermektedir. Dmitri, ilk sorgulamalar sırasında babasına karşı büyük bir öfke duyduğunu ve onu öldürmeyi düşündüğünü saklamaz; ancak aynı zamanda cinayeti işlemediğini de ısrarla söyler.
Dostoyevski’nin kurgusu olağanüstü olaylara dayanan hayali bir dünya değil, gerçek hayattan alınmış izlenimi veren güçlü bir toplumsal zemine sahiptir. Bu yönüyle roman, insan psikolojisini ve dönemin Rus toplum yapısını dikkat çekici bir gerçekçilikle ortaya koyar.Romanın başlıca karakterleri farklı düşünce dünyalarını temsil eder. Büyük kardeş Dmitri Karamazov, tutkularının peşinden giden, savruk ve zaman zaman ölçüsüz davranan bir karakterdir. Ivan Karamazov iyi eğitim almış, sorgulayıcı, aklı önceleyen ve inanç meselelerine eleştirel yaklaşan daha çok ateist bir karakterdir. Küçük kardeş Alyoşa Karamazov ise manevi yönü güçlü, sevgiyi ve merhameti temsil eden, kendisini dini yaşantıya adamış bir gençtir. Evde uşak olarak çalışan Smerdyakov ise (babanın 4. Oğludur, ancak sokakta yaşayan bir
Ben bir şairim demek için acele etmek istemiyorum.
Ama yaşadığım her anıda , kağıda kaleme sarıldığım, satırlarımdan medet umduğum ,kendimi kelimelerle ifade etmeye çalışıp , gerçeği şiirlerim de aradığım doğrudur.
Aman kimse üstüne alınmasın hallerini de geçtim artık, şiir evrenseldir, her okur farklı tatlar alabilir.
Ben hep içimi şiirlere döktüm, dökmeye de devam edeceğim, hayatta çoğu şeyi ıskalamış ve geç kalmış bir şair olarak kitabım ile sizleri başbaşa bırakıyorum.
Şiirle kalın...
Havva Ceylan AdıbelliBir Zamanlar Şairdim
Uyusam, uyansam ezan sesiyle ,
Geçmiş ,gecenin soğuğu ve karanlığı ile silinip gitse zihnimden.
Tertemiz bir sabaha gözlerimi açsam, aklımdaki tek şey bugün olsa.
Yarını bile düşünmesem,
Düşünemesem hiçbir şekilde.
Aklım yenilere meraklı, ama daha akıllı,
Yaşamış olduklarından çıkardığı derslerle, adımları daha kararlı,
Gelmişim kaç yaşına zaten.
Sırtımı dayasam Rabbime, hiç kimseyi dert etmesem ve kimsenin beni üzmesine izin vermeden ,
Çıksam yeni bir güne, her sabah evimden..
Yzn : Havva Ceylan Adıbelli - 7 Nisan 2025
Havva Ceylan Adıbelli
Bir roman, masal yada bir hikaye düşünün içinde kısa yada detaylı bir dille anlatılan konusu ve kahramanlarının olduğu ,giriş, gelişme ve sonuç şeklinde devam eder okursun ve bitirirsin .
Ama şiir kitapları öyle mi tabii ki değil ;
Her şiirde ayrı bir duyguya bürünürsün, her birinin ayrı bir hikayesi vardır,birisi için yazılmış ise ayrı bir kahramana sahiptir. Bazı şiirlerde ,sanki bir roman okumuş sanırsın kendini , diyardan diyara yolculuk yaparsın.
Şiir deyince akıllarına hep aşk gelenlere bu kitabı öneririm, içinde vatan sevgisi, bayrak sevgisi, ana, baba,evlat hasreti. Anadolu'yu diyar diyar dolaşmış ve kokusunu içinize çekmiş gibi hissedeceksiniz okuduğunuzda.Tüm şiir sevenlerin kütüphanesinde olması gereken, değerli şairimizin tüm şiirlerinin harmanlandığı bir kitap...
Ve değerli üstad Yavuz Bülent Bâkiler 'i tanımama vesile olan sen Anadolu evladı, şiirleri iki kere okudum, hem kendi sesimle hem senin..