İsa Gürler

İsa Gürler
Mizojenist Zorba
2/10
·348 syf.··
2023 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 01:20
Merhabalar. Bugün sizlere Yunanistanlı yazar Kazancakis'ın Zorba'sından bahsedeceğim. Çoğu kişi bu kitap üzerine yazdı, çizdi ve çok satanlar da uzun süre üstü sıralarda yer aldı. Çoğu okuyucu Zorba'yı bir yaşam rehberi, bir yaşam felsefesi olarak okudu ve gördü. Ama bu kitapta beni rahatsız eden çok nokta oldu. Teknik açıdan yer yer eksikliği olmasına rağmen kendini okutan bir eser fakat içerikte birçok noktaya takıldım. Zorba temelde entelektüel-köylü çatışması üzerine kurulu bir eser. Benim rahatsız olduğum nokta kitapta çok büyük bir eril tahakküm olması. Bu değer verilip yüceltilen karakter Zorba baya baya mizojenist. Zorba metinin çoğu yerinde kadınlar olmadan yaşayamayacağını, onları çok sevdiğini söylüyor fakat açık bir şekilde metnin içinde kadınları aciz gösterip sadece cinsel obje olarak fetişize ediyor. Evet temelde entelektüel-köylü çatışmasını işliyor eser ama bunları söyleyen bir karakterin bu kadar yüceltilmesi beni çok rahatsız etti. Heteronormatif bir eserin bu kadar uzun süre sevilerek okunması maalesef beni üzdü. Elbette böyle kitaplar okumalıyız daha derin bir toplumsal cinsiyet analizi yapmak için fakat duygusal bir noktadan değil eleştirel bir noktadan olmalı. Eğer birgün bu kitabı okuyacaksanız ya da okuduysanız toplumsal cinsiyet noktasından bakmanızı rica ediyorum. Fazla uzatmadan kaçıyorum. Hoşçakalın
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 00:28
Buket Uzuer'in 14 yılda tamamladığı Uymusuz Defne Kaman'ın Maceraları ile geldim. Diğer adıyla Tabiat Dörtlemesi olan bu seri Su, Toprak, Hava ve Ateş adlı romanlardan oluşuyor. Uzuner bu seride, ekoeleştiri dediğimiz insan ve doğa ilişkisini anlatıyor. En temelde eleştiri yatarken bunu bize kadim Türk gelenekleri üzerinden pekiştiriyor. Sadece ekoeleştiri değil hayvan hakları, kadın hakları, toplumsal cinsiyet, gelenek ve yeni, eril tahakküm gibi birçok sosyol sorunu bize aktarıyor. Bir yandan bu romanların gerçeküstü bir yanı var. Defne'nin sürekli kaybolmasını Uzuner romanların sonunda rasyonel bir zemine oturtsa da kurgu içerisinde bize Defne'nin aslında 'don değiştir'diğini sezdirir. Don değiştirme şamanizme ait olan bir kavramdır. Eski Türk ve Hint metinlerinde sık sık görürüz bunu. Bir canlının ya da tanrının hayvan ya da başka bir insan bedenine bürünmesidir. Bu romanlar da ise hep hayvan donundadır Defne. Su'da yunus; Toprak'ta geyik; Hava'da kartal; Ateş'te ise attır. Bu mitolojik ve ekolojik kurguyu okurken Kadıköy'den başlayıp Çoruma oradan Kayseriye ve oradan da Mardine götürür Uzuner bizi. Bir yandan bu mekanların coğrafi güzelliklerini okurken bir yandan da bu mekanlara ait sözlü anlatım eserlerini okuruz. Modern edebiyat ve halk bilimi disiplinlerini bir arada veren çok başarılı bir eser olduğunu söylemek istiyorum. Ayrıca Türk edebiyatın da ilk ekoeleştiri türünde yazılan romanlar olduğunu da aktarayım size. Türk geleneklerini ve doğayı yakından tanımak, SU'yun TOPRAK'ın HAVA'nın ve ATEŞ'in sesini duymak isteyenlere tavsiyemdir. Buket Uzuner'in kalemine ve hayal gücüne alkışlar İyi okumalar. YouTube için şu an hazırlık yapıyorum. BU serinin videosu gelecek. #buketuzuner #su #toprak #hava #ateş #defnekamanınmaceraları #defnekaman
Edebiyat
AteşBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20231,162 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 00:50
Merhabalar. Kağnı, Ses ve Esirler, üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölüm öykü, son bölüm ise tiyatro metinidir. Sabahattin Ali'nin edebiyat anlayışının toplumcu gerçeklik üzerine kurduğuna hepimiz vakıfız. Kendi çizgisi üzerinde başarılı eserler veren yazarlarımızdan. Bu kitabında da her öykü de ve tiyatro metninde de bu anlayışı görüyoruz. Toplumsal sorunlar, ekonomik sorunlar, adaletsizlik, eğitim sorunu, köylü dramı ve hapishane hayatı vb. konuları okuyoruz. Birçok Sabahattin Ali eserinde bunları defalarca kez okuduk zaten. Ama bu kitapta benim ilgimi çeken farklı bir nokta var. O da Kağnı öyküsünde işlediği konu ve psikolojik arka yapı. Spoiler vermeden şuna değinmek istiyorum sadece. Yas tutmak bizim için neden önemli? Yası tam yaşamazsak ne olur? Bu sorunların psikoloji için ehemmiyeti büyük. Yas tam yaşanmadığı zaman o kişi gerçekten -imgesel alanda- ölmüş olarak kabul edebilir miyiz? Bence hayır. Yas tutmak ve o yası en dipte yaşamak önemli. O kişi artık ölmüştür ve acısı yaşanmalı yoksa yarım kalan yaslar bir gün mutlaka ortaya çıkar. Diğer değinmek istediğim konu metinllerarasılık. Esirler tiyatro metninde Sabahattin Ali'nin metinlerarasılıktan yararlandığını görüyoruz. Türk ve Çin yıllıklarında geçen Kürşat ayaklanmasını bu metninde kullanmıştır Sabahattin Ali. Ve gelelim artık bir dönem herkesin dilinde olan ve hala aynı zevkle dinlenen Leylim Ley şarkısına. Livaneli bu şarkıyı bu kitapta ki Ses adlı öykünün içinde ki şiirden bestelemiştir. Ve benim en sevdiğim şarkılardan biridir. Mutlaka okumanız gereken bir kitap diyemem ama yoğun okumalar yaptığınız ya da çok yorgun olduğunuz dönemler de zihninizi dinlendirecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İyi okumalar.
Edebiyat
Kağnı - Ses - EsirlerSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20197,8bin okunma
8/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2021 38. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 17:52
Merhabalar. Bugün sizlere Dostoyevski'in Budala adlı romanını yorumlayacağım. Öncelikle romanın adının neden Budala olduğuna bakalım. Ana karkterimiz Prens Mişkin'in çok iyi niyetli, temiz kalpli biri olması üzerine etrafında ki insanların onun için kullandığı bir kelime. Diğer yandan Mişkin tıpkı Dostoyevski gibi sara hastasıdır. Mişkin geçirdiği sara krızleri sonrasında kendini toparlama sürecinde kendini insandan çok aşağı bir varlık olarak görür. Bu dönemlerde kendinu budala olarak tanımlar. Romanın adını olmuşturan iki ana etmen bu. Ama bir noktada benim kafam karışıyor. Dostoyevski çok inançlı bir insandı. Romanlarında Hıristiyanlık vr İsa güzellemelerini hep okuyoruz. Bu romanıda böyle. Hatta Mişkin ve İsa arasında doğrudan bağlantı kurduğu nokta var. İsa güzellemesi yapılan bir karaktere "budala" tanımını neden koydu acaba? Okuduğum süre boyumca hep bu kafamı kurcaladı. Yine diğer romanlarında gördüğüm Rus toplumu ve Türk toplumunun birçok ortak paydası gözüme çarptı. Kadınlara bakış açısı, çocuklara bakış açısı, kader inancı, dini yaşam biçimi gibi birçok noktada o dönem ki Rusya'sı ile ortak noktalarımız var. Romana dair gözlemlediğim şeyleri sizlere aktardım. Romanın kurgusuna ve içeriğine bilerek çok girmedim çünkü Budala hakkında binlerce yorum var, onları okuyarak içeriğine dair bilgi alabilirsiniz. Teşekkürler, iyi okumalar.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
5/10
·264 syf.··
2020 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2020 01:38
Merhabalar. 1985 yılında yayımlanan Patrik Süskind'in Koku romanı ile geldim. Tarihi-polisiye tarzında yazılan bu roman büyülü gerçekcilik akımı çerçevesinde yazılmıştır. Kurguya baktığımız da balık pazarında doğan ve terk edilmiş bir çocuk. Uzun yıllar konuşamaz ama koku alma duyusu çok gelişmiştir ve kendi kokusunu olmadığını fark eder. Ve de diğer insanların kokusuna karşı büyük bir zafi olduğunu fark eder. Kurgumuz bu şekilde şekilenip gizem dolu bir şekilde devam eder. Sadece polisiye bir roman demek haksızlık olur. Sosyolojik ve psikolojik olarak çok derin metaforlar barındırır içerinde. Kokunun insan üzerinde ki etkisi ve tepkisi bağlamında bu romanın bize sunduğu örnekler önemlidir. Ve büyülü gerçekcilik ekseninde çok değişik bir anlatımla karşılaşırız. Özellikle son sahne okuyucu da negatif etki uyandırabilir ama yazıldığı akımı göz önüne alınca gerçekten iyi bir roman diyoruz. Romanın tek sıkıntısı dil kısmında. Bazı cümleler fazla uzatılmış ve bazı betimlemeleri gereksiz gördüm. Ki zaten çoğu okuyucu hem kurgunun yoğun olması hem de dilin yorması gerekçesiyle romanı yarım bırakıyor. Son olarak 2006 yılında Tom Tykwer tarafından sinemaya uyralamasından bahsetmek istiyorum. Hem kitap hem de film olarak büyük kitlelere hitap eden bu eserin film uyarlaması da çok başarılı olmuştur. Kitaba göre film daha akıcı ve parçaları oturtma açısından daha etkili olduğunu itiraf edeyim. Filmde Alan Ricman, Dustin Hoffman gibi büyük isimler de oynamaktadır. Hem film hem kitap olarak herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar ve seyirler.
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma