Murat DEMIR

Murat DEMIR
@IAmHAPPY
Söz uçar, anlam baki. #245568325
Shef Aşçı
Üniversite
5 Mayıs
39 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çok okuyup, boş boş okumayın, anlamak için okuyun.
10/10
·140 syf.··
2024 5. kitabı
Bildiğinimiz anlamda dert küpü bir kitap. Adam resmen içini dökmüş, ama öyle günlük havadan sudan değil ha… içindeki karanlıkları, kırgınlıkları, topluma olan öfkesini kusmuş. “Yeraltı” dediği aslında kendi kafasının içi. Dışarı çıkmak istemiyor, insanlarla muhatap olmak istemiyor ama bi yandan da sevilmek istiyor, anlaşılmak istiyor. Tam bir çelişki topu. Okudukça diyorsun ki bu adam hasta mı, yoksa bu dünyada hasta olan biz miyiz? Çünkü düşündüğü şeyler o kadar dürüst, o kadar çıplak ki; bazen insanı rahatsız ediyor. Lafı eğip bükmüyor. “Ben kötüyüm ulan” diyor, “sizin gibi sahte sahte gülmüyorum.” Bu yönüyle biraz itici, ama bi o kadar da gerçek. Duygular desen darmaduman. Bir yandan acayip yalnız, bir yandan da herkesten nefret ediyor. İnsanlardan kaçıyor ama içten içe de biri elini uzatsın istiyor. Tam bir kafa karışıklığı. Hani bazen olur ya, biri gelir seni anlar sanırsın ama iki cümle sonra yine yalnız kalırsın… işte o hissin kitabı bu. Bence Dostoyevski burada resmen “bireyin iç sesi”ni kafamıza tokat gibi çakmış. Herkesin içinde az çok böyle bir yeraltı var, ama kimse konuşmaya cesaret edemiyor. Bu herif konuşmuş. Yani özetle; bu kitap ruh halini ters köşe yapan, insanın içini kurcalayan bir şey. Klasik falan diyorlar ama aslında tam bizim dönemlik bir kriz kitabı. Dürüst, sert, yer yer sinir bozucu ama sonunda da “lan bu adam haklı olabilir mi acaba?” dedirtir.
Duygu ve Düşünce
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Içimizdeki Yabancı...
10/10
·112 syf.··
2025 6. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 14:33
Camus'nün Yabancı'sını okuduğumda, hani bazen kendimizi tam olarak tarif edemediğimiz o anlar olur ya, Mersault da sanki benim o anlarımın vücut bulmuş hali gibiydi. Kitap bitince "Aaa evet, aslında ben de bazen öyle hissediyorum!" diye mırıldandım. Annesinin Ölümü ve O Kahve Meselesi Şimdi düşün, "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." diye bir cümleyle başlıyorsun kitaba. Beyninden vurulmuşa döndüm. Kim der ki böyle bir şeye? Ama sonra düşündüm, hani bazen öyle büyük şeyler olur ki hayatında, o an bir şey hissetmeyiz. Şoktan mı, neyden bilemezsin. Mersault'nun o kahve içişi, cenazede sıkılması falan, aslında bizim de bazen donakalmış hallerimiz gibi geldi bana. Sanki "Hayat devam ediyor be, ölenle ölünmez"in ultra versiyonuydu bu. İçten içe, bu "umursamazlık" aslında bir tür savunma mekanizması olabilir mi, diye sorguladım, Belki de o, duygularıyla başa çıkmak yerine onları yok saymayı seçti, tıpkı bizim bazen zor şeylerden kaçtığımız gibi. O Güneş Yok mu O Güneş... Ve sonra o cinayet. "Güneş gözümün içine giriyordu ve kafamı aşağıya eğdim." cümlesi. Allah'ım, bir insan güneş yüzünden mi cinayet işler? İlk başta güldüm desem yeridir, ama sonra Camus'nün ne anlatmak istediğini anladım. Hayatın ne kadar saçma sapan, anlamsız tesadüflerle dolu olduğunu. Hani bazen dersin ya, "Ya o an oradan geçmeseydim..." İşte Mersault için o an, o güneşti. Mantık arama, çünkü hayatın kendisi bazen mantıksız. Bu kısım bana, hayatın kontrolümüz dışında olan, bizi şaşırtan, hatta bazen şaşkına çeviren anlarını hatırlattı. Planlar yaparız ama sonra bir şey olur, her şey altüst olur. Mersault'nun cinayeti de tam olarak öyle hissettirdi. Yabancı Dedikleri Adam, Aslında Bizim İçimizdeki O Tuhaf Ses "Yabancı", benim için sadece bir roman değil, aynı zamanda kendi içime bir yolculuk
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma