Kary Mullis, sıkı bir astroloji takipçisi. Ona göre astroloji daha iyi bir akıl sağlığı tedavisinde kritik öneme sahip ve buna karşı çıkan herkes “kafasını kuma gömüyor.” Ayrıca kendisi bir uzaylı tarafından kaçırıldığını düşünüyor. “O küçük pisliğin nazik selamından” sonra olup bitenleri hatırlayamıyor, gecenin geri kalanı tamamen silik. Bu fikirlere sahip olan birinin iyi bir akademik geçmişi olması beklenmez ancak Kary Mullis, Nobel Ödülü sahibi bir biyokimyacı. Bazı bilim insanları biyolojik araştırmaları iki çağa ayırıyor: Mullis öncesi ve sonrası.
Dahi dedektif Sherlock Holmes’ün yazarı Sir Arthur Conan Doyle, perilere inanıyordu. 1917'de Elsie Wright ve Frances Griffiths isimli iki kız, dere kenarında gülüp oynayan perilerin fotoğrafını çektiğini iddia etmiş ve söz konusu fotoğraf Doyle’un eline geçtiğinde meşhur yazar kızlara gözü kapalı inanmıştı. Kızlardan biri on altı, diğeri dokuz yaşındaydı.
Steve Jobs, 2003'te pankreas kanserine yakalandıktan sonra doktorunun tavsiyesine uymak yerine bitkisel tedaviler, spiritüel şifa yöntemleri, katı bir meyve suyu diyeti gibi uydurma çarelere başvurmayı seçmişti. Nihayet doktorunun tavsiyesine uyarak ameliyat olduğunda artık çok geçti. Kanseri tedavi edilemeyecek kadar ilerlemişti. Bazı hekimler, Jobs’ın doktorunun tavsiyesine uyduğu bir senaryoda hala hayatta olabileceğine inanıyor.
Bunlar her ne kadar uç örnekler olsa da hepimizin etrafında gerçekten zeki olduğuna inandığımız ancak aptalca hatalar yapan insanlar mevcut. Zeki insanların daha doğru kararlar almasını, uydurma bilgilere inanmamasını, daha objektif düşünmesini bekleriz. Ancak durum böyle değil. Peki ya neden? Neden beyinlerine bu denli güvendiğimiz insanlar, biz fanilerin yapmayacağı “aptallıklar” yapabiliyor?
TalentSmart başkanı ve yazar Travis