Ahmet Alper Yüksel

Ahmet Alper Yüksel
@Iamnotbookworm
Sorgulamayı, araştırmayı ve düşüncelerini paylaşmayı seven bir genç.
Öğrenci
lisans öğrencisi, , hedef PhD
İstanbul
26 Ocak 2004
19 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Aptallarla Ne Yapmalı? Farklı Bir Bakış Açısı
Puan vermedi·160 syf.··
2025 23. kitabı
Başlığının çağrıştırdığı basitlikten çok daha fazlasını sunuyor. İlk bakışta gündelik hayata dair pratik tavsiyeler beklenebilir ancak yazar aptallığı yalnızca bilişsel bir yetersizlik değil, ahlaki bir sorun olarak ele alıyor. Aptallığın bireysel tercihlerden ziyade toplumun bütününü etkileyen bir “etik" problemi olduğunu savunuyor. Yazar; aptallığı yalnızca zekâ eksikliğiyle açıklamanın yetersiz kaldığını, davranışların bağlam içinde -niyetler ve sonuçlarla birlikte- değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Bunu yaparken etkileşimsel etik kavramına yaslanıyor: yani aptallık başkalarının özgürlüğünü, güvenliğini ve onurunu zedeleyen bir davranış biçimi olarak okunuyor. Kitap dikkatle okunması gereken bir yapıya sahip. Yer yer kendi içinde çelişkiler barındırıyor. Bazı bölümlerde aptallığı toplumsal yapılar üzerinden analiz ederken bazı bölümlerde bireysel kusurlara indirgediği görülüyor. Bu gerilim metni daha da düşündürücü kılıyor. Yazarın yaklaşımı, okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak aptallığın farklı katmanlarını sorgulamaya zorluyor. Özetle bu eser “aptallık” olgusuna alışılmadık bir bakış açısı getiriyor. Onu hem entelektüel bir tartışma olarak hem de günlük hayatta hepimizin karşılaştığı, etik sonuçları olan bir mesele olarak ele alıyor. Dolayısıyla yüzeysel bir okuma yerine sabırla ve eleştirel bir dikkatle okunmalı.
1000Kitap
Aptallarla Ne Yapmalı?Maxime Rovere · Kolektif Kitap Yayınları · 2020522 okunma
Reklam
Sürükleyici Bir "Nöro"roman
Puan vermedi·424 syf.··
2025 8. kitabı
Sonu baya beklenmedikti, ikincisini alıp okuma isteği uyandırdı. Olayların sürükleyiciliği fazla olsa da edebi dil açısından zayıf bir kitaptı. Bilimsel bilgiler bazı yerlerde metne tam yedirilememiş, sırıtıyor. Yine de yazar farklı bir şey denemiş ve bunu da gayet başarmış.
Edebiyat
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Raskolnikov: Suç, Vicdan ve Parçalanmış Benlik
Puan vermedi·687 syf.··
2025 6. kitabı
Raskolnikov’u düşündüren temel soru şuydu: Hemen hemen bütün suçlar nasıl oluyor da böylesine kolayca ortaya çıkıyor ve suçluların izleri çabucak bulunabiliyordu? Düşündükçe ilginç birtakım sonuçlara vardı. Ona göre bunun başlıca nedeni suçun gizlenmesindeki maddi olanaksızlıktan çok, suçlunun kendisindeydi. Hemen hemen tüm suçlular suçu işlediği sırada-yani aklın, iradenin ve dikkatin en yoğun olması gereken anda- akıl ve iradelerinde güçsüzlük hissediyordu. Bu his insana bir hastalık gibi musallat oluyor, gitgide artıyordu. Daha sonra suçlunun kişiliğine bağlı olarak bu etki yavaş yavaş azalıyordu. O zaman hastalık mı suçu doğuruyordu, yoksa suç mu kendi yapısına uygun, hastalığa benzer bir şeyi geliştiriyordu? Raskolnikov bu soruyu çözebilecek güçte değildi. Ancak bu sorgulama onun suç ve vicdan anlayışını derinlemesine şekillendirecekti. Entelektüel Katil Lacenaire Dostoyevski Raskolnikov’u yaratırken 19. yüzyıl Fransası’nda yaşamış “entelektüel katil” Pierre François Lacenaire’den esinlendi. Paris’e okumak için gelen fakat parasızlık yüzünden hukuk eğitimine devam edemeyen Lacenaire bir şair, yazar ve hırsızdı. Hapishaneler ve Fransız ceza sistemi üzerine yazdığı yazılarda toplumu ve hukuku eleştirirdi. Suçunu ahlaki değil, ideolojik bir eylem olarak savunurdu. 1834’te bir banka kuryesiyle onun yaşlı annesini öldürdü. Yargılama süresince pişmanlık duyup af dileyeceği düşünüldü ancak işlediği suçları şiddetli bir şekilde savundu. Cinayetlerini sosyal adaletsizliğie karşı bir “protesto” olarak görüyordu. Duruşmalarda mahkeme salonunu adeta bir tiyatro sahnesine dönüştürüyor, Victor Hugo ve Théophile Gautier gibi isimler onunla görüşmek için sıraya giriyorlardı. François Lacenaire otuz iki yaşında idam edildi ve giyotine götürülürken bile hiçbir pişmanlık
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Kısa Bir İnceleme: Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Puan vermedi·222 syf.··
2025 25. kitabı
Hayatın anlamı, mutluluğun sırrı ve insanın varoluş mücadelesi… Arthur Schopenhauer “Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar” adlı eserinde bu sorulara cesur ve samimi bir şekilde yanıt arıyor. Ancak onun cevabı popüler kişisel gelişim kitaplarının yüzeysel iyimserliğinden oldukça farklı. Schopenhauer’un satırları hayatı olduğu gibi gören ve kabullenmemizi isteyen bir bilgelikle dolu. Bu eser bir yandan yaşamın zorluklarını kavramamızı sağlarken diğer yandan bu zorlukların üstesinden gelmek için pratik bir rehber sunuyor. Schopenhauer’un benzersiz üslubu sayesinde kendinizi bir felsefi sohbetin ortasında buluyorsunuz. Onun sunduğu fikirler hem düşündürücü hem de özgün. Gelin size bu kitabın temel fikirlerinden ve bana düşündürdüklerinden bahsedeyim. Mutluluk ve Arzu Döngüsü Schopenhauer’a göre insan sonsuz bir arzu döngüsünün tutsağıdır. Bu döngüde mutluluk arzu edilen nesneye ulaşmakla değil, arzunun geçici olarak durmasıyla mümkündür. Yani bir şeyi elde etmek için çabalarız, elde ettiğimizde ise tatmin kısa sürer ve yeni bir arzuya yöneliriz. Schopenhauer bu durumu şöyle özetler: “İnsanın mutluluğu, bir uçurumun üzerinde asılı kalan salıncağa benzer. Sürekli bir dengenin peşindeyiz, ama her an düşebiliriz.” Bu fikri okurken kendime şu soruyu sordum: “Gerçekten kalıcı bir mutluluk var mı?” Modern tüketim kültürü, daha fazlasını istemeyi bir yaşam biçimi haline getirmişken Schopenhauer’un bu tespiti oldukça yerinde. Aslında arzularımızı kontrol altına almayı öğrenmek, özgürlüğün ilk adımı olabilir. Kendine Yetebilme ve Bilgelik Schopenhauer gerçek mutluluğun başkalarına ya da dış koşullara bağlı olmaması gerektiğini savunur. Ona göre insanın kendi içsel dünyasında huzur bulabilmesi esastır. Şöyle der: “En büyük zenginlik, kendi kendine yetebilmektir. Kendi içindeki
Edebiyat
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Altını Çizdiklerim: Tembellik Hakkı
8/10
·64 syf.··
2023 22. kitabı
Paul Lafargue; Karl Marx'ın damadı, Fransız İşçi Partisi'nin en etkili liderlerinden biri, Lenin'e göre göre Marksizm'in en yetenekli ideologlarından biri... 1911 yılında eşi Laura Marx ile birlikte "yaşlılığın zihin ve bedende yol açacağı yıkıma katlanmamak" için intihar eden Fransız Marksist. "Tembellik Hakkı", ilk kez 1880 yılında "Egalite" dergisinde tefrika edilmiş, 1883'te Lafargue'nun cezaevindeyken eklediği notlarla yeniden yayınlanmıştır. Kitapta kapitalizm, proletaryalar, zorunlu çalışma gibi kavramlar sertçe eleştirilmiştir. "Çalışma kapitalist toplumda her türlü entelektüel soysuzlaşmanın, her türlü organik bozulmanın sebebidir." Lafargue'a göre proletaryanın çalışma aşkı, tüm toplumu olumsuz etkilemiştir. "Tüm bireysel ve toplumsal sefaletler proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu." Yazar, Antik Yunan'da özgür halkın çalışmasının yasak olduğunu belirtir. Ona göre kimsenin üç saatte fazla çalışmaması gerekmemektedir. "Günde üç saatten fazla çalışmamalı, günün geri kalanında ve geceleri tembellik etmeli, yiyip içip eğlenmelidir." Günde üç saat çalışan ve geri kalan zamanında kendine, sevdiklerine vakit ayırabilen; tembellik yapabilen, eğlenen birini tanıyor musunuz? Lafargue, kapitalist sistemin bizi kendimizden, eğlencelerimizden, "tembellik hakkı"mızdan alıkoyduğunu ifade eder. Ona göre işçi sınıfı artık uyanmalı, mevcut düzene karşı harekete geçmelidir. Ancak kapitalist ahlak; işçi sınıfını köreltmiş, onların başkaldırmamalarını sağlayacak bir zemin hazırlamıştır.
Edebiyat
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Reklam