Oysaki tâ başlangıçtan itibaren bekleneceği gibi bugün dahi İslâm coğrafyasında icra edilen arkeolojik ve antik filolojik araştırmalar milletimizin bir sorununa, problemine ilaç ya da çözüm olması beklenirdi. Zira Batılı arkeologlar önceden olduğu gibi şimdi bile kendi halklarının menfaatleri için bu ilmi icra etmektedirler. Biz de ise eski olanın yorumunu sunan arkeoloji ile antropoloji, antik filoloji ve eskiçağ tarihi gibi ilimler halkımızın hiçbir müşkülünü çözmemekte, çözememekte ve çözmesi için de herhangi bir çaba sarf edilmemektedir. Hatta kazılardan çıkan arkeolojik ve filolojik malzemeler bile ilk elden Batı standartlarında geliştirilen metod ya da metodlar ile değerlendirilip hemen bir Batı dilinde yayımlanması daha çok tercih edilmektedir. Zaten çıkarılan arkeolojik malzemeyi yorumlamak için Batı haricinde meslektaşlarımız hiçbir alternatif metod da geliştirememişler ya da geliştirmemişlerdir. Durum böyle olunca bu yayınlar bizden önce Batılı araştırmacılar ya da uluslar tarafından öncelikle okunmaktadır. Böyle yapılmakla övünülmekte ve gurur duyulmaktadır ne yazık ki.