Onlara baktım, kardeşlerime. Ellerine, yüzlerine. Yoktan yere bir uzaklık, bir engel aramızda. Birbirimize, birlikte yaşadığımız onca şeyi aşıp yaklaşamayacakmışız gibi; ama öyle de yakınız ki, kapı kapandığında üçümüzün birden eli sıkışıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acı çekiyordu babam. Zihinsel bir acı. Öte yandan ona göre, zihinsel dünyasında ve günlük hayatında acı veren kopuşlar yaşamayanlar, buna cesaret edemeyenler, insanı aptallaştıran bir sürekliliğin esiri oluyor, bunun sonucunda da zamanın geçişine, yaşlanmaya ve ölmeye akıl erdiremiyorlardı.
Çünkü nisan geceleri soğuktur. Yalnızca geceleri mi? Yirmi üçü civarında hava bozar, bulutlar yere iner, kar yağdığı bile olur. Ne çok tören havanın kötülüğü yüzünden ertelenmiş ya da kapalı yerlere alınıp geçiştirilmiştir. Çocuklar coşkularını ne yapacaklarını bilemezler, ezberlerinde şarkılar ve şiirler ve dans adımları sol ki üç dört ... Sen de ezberlemiştin, evde annene bağıra bağıra okuyordun şiirini. Bazı sözcükleri söylemeyi çok seviyordun. Annen övüyordu seni, güzel okuduğunu söylüyordu. Tören gününden bir hafta sonra, okulun bahçesinde günlük güneşlik bir sabah kürsüye çıkarken öğretmenin şiirde anlatılan bayrağın dalgalanışını el hareketleriyle canlandırmam söyleyince . . . Fiyasko ! Şiiri okuyamadın. Aklın ellerindeydi.
lki günü birbirine karıştırıyorsun. Kalabalık karşısında yaşadığın iki bozgunu: Şiiri unuttuğun o ertelenmiş tören günüyle, saçın uzun olduğu için üç beş kişiyle birlikte bahçede, bütün okulun önünde beklediğin o günü. Bellek en zayıf yerden kopuyor ve yine oradan bağlanıyor, gelip gelip takılacağın bir düğümle.