"Bir gece yatıyorduk, uyandırdı bizi. Ben gidiyorum arkadaşlar, dedi. O gün Durmuş Ağa horoz için azarlamış onu, bir güzel de dövmüş sonra. Buna içerlemiş çocuk. O gece gitti. Giderken de dedi ki: Ben, dedi, bir gün bu Yenice'ye döneceğim, diyar diyar gezeceğim, iyi bir horoz bulup alacağım, dedi. Horoz alacakmış da Durmuş Ağa'nın horozunu dövdürecekmiş. Böylece öç alacakmış..."(#54989704)
Kitapta ilk başkaldırıyı başlatan Arap Seyfi oluyor. Bu yalnızca bir başkaldırı değil. Köylünün içinde biriktirdiği isyan, bir horoz kadar değer görmeyen köylünün feodaliteye isyanıydı...
Fakirliğin, ezilmişliğin büsbütün dünyaya egemen olan zulmün yaktığı yürekleri en derine kadar hissediyoruz... Fakiriz, ama gururluyuz klişesinin aslında kullanıldığı kadar basit bir cümle olmadığını, o gururu kalbine kadar hissettiren kitap yer yer bunu kimi cümleler ile açıkça anlatıyor "Sana yalan gelir, dışarda boş tencere kaynattım, el derdimizi bilmesin, yiyecekleri yok da aç yatıyorlar, demesinler diye..."(#54988910) Dışarıda el laf etmesin diye boş tencere kaynatmak?! Bir gün bizde nasiplenebilecek miyiz bu gururdan?...
"Dört duvarlı, basık tavanlı bu yeryüzü bölüntüsünde kişiler kendi paylarına düşen eskimeyi hiç farkında olmadan zamana bırakıyorlardı. Durdukları yerde eskiyorlar, azar azar tükeniyorlar, azar azar ölüyorlardı. Ve günün birinde de, hayatlarını büsbütün, birkaç kişinin anısına dağıtıp bu dünyadan çekilip gideceklerdi."(#55132197)
Belki de kitabın tüm mesajı bu bölümdeydi. Bize vermek istediği mesaj, bilinçlenin diyen mesaj bunda gizliydi...
Aslında ben hala incelemeye nerden başlayacağıma karar veremiyorum, o kadar dolduruyor ki insanı bu kitap... Halil'i mi, Emine'yi mi, Osman Emmi'yi mi,
Soylemek istedigim cok sey varken yazmaya baslamak güç geliyor. Oncelikle spoiler olabilir kitap hakkinda, ona gore okuyun devamini.
Kitaptaki her boynu büküğün hayatina ortak olduk okurken. Hıdır, onu ayakta tutan tek sey aşktı. Umudunu kesince öldü, ince hastaliktan degil. Halime ve Omar... size ne cok yandim. Siz daha güzel bir yaşami hak ediyordunuz. Hepinizin boynunu büken yoksulluk. Parayi tutana köle oldunuz, hakliyken hep haksizliga ugradiniz, üzüldünüz yandiniz. Ama bir boynu bükük var ki onunki yoksulluktan degil, karsiliksiz asktan. Ali. Ah Ali, aman Ali. Hep senin gibi saf kalpliler kaybediyor zaten. Her seye rağmen sevdigin kizin yaninda olursun, korursun kollarsin, askini gizlersin, onunla aglar onunla uzulursun lakin o gidip kendisini hor görene, dövene gider. Kitabi bitirirken 'Ali'ye ne oldu', 'hani Ali nerede' deyip durdum. Ama sen coktan kendi karanliginda bogulmustun. Ben senin yasantina daha fazla misafir olamadan bitti roman. Yazarimiz böyle istemis, sağlık olsun.
Halil. Hani bir Halil var ya, Gavur Halil. Ben seni pek sevemedim be Halil. Insan sevdigine öyle davranir mi hic, demek istiyorum. Ama toplumun bize dayattigi ölçülere göre duygularini dizginliyorsun sen de. Kendine göre haklisin.
Butun koyun umudu gibi benim umudum da Remzi'de. Oku Remzi'm oku. Okumak kurtarir bizleri. Sen okursan iclerine su serpilecek Suleyman'in, Dervis'in, Ali Osman'in ve babanin. Sen sevindireceksin gonulleri. Ahhh... Ali Osman demisken. O ne güzel dostluk, o ne sadakat. Sen ne guzel adamsin Ali Osman emmi. Yillarca sırt sirta oldugun dostunun gitmesine bir saatcik bile dayanamadin. Hayata dair umudun dostlukmus. Senin de boynun bükük kaldi. Sen de boynu bükük öldün.
Kitap beni ne cok etkiledi. Baslarken boyle etkilenecegimi tahmin etmemistim. Agalik, irgatlik,