Gönülleri şad eden bu eser, insanı beşeri aşktan ilahi aşka giden o ince çizgide derin bir keşfe çıkarıyor. Fuzûlî’nin ölümsüz kaleminden süzülen, İskender Pala’nın ise günümüzün diline ve ruhuna uygun bir zarafetle yeniden yorumladığı bu roman; aşkın sadece bir duygu değil, bir mertebe olduğunu kanıtlıyor.
Özellikle Mecnun’un ulaştığı o "Abdal"lık makamı, dünyevi arzulardan sıyrılıp hakikate ulaşma süreci kitapta muazzam bir şekilde işlenmiş. Kendi benliğini yitirip sevdiğinde yok olan bir ruhun hikayesi bu...
Kısacası; aşkın ne olduğunu merak edenler, kalbinin sesini duymak isteyenler ve "Leylâ" derken "Mevlâ"yı bulmanın sırrına ermeyi dileyenler için bu eser, verilmiş en güzel cevaptır. Vesselam...
Leyla ile Mecnunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20205,7bin okunma
"Vaiz öğüt verir, aranılan sevgilinin nişanını bildirir, onu aramanın yolunu gösterir. Bu yolda yürüyenlerin niteliklerinden söz açar. Bunu anlatma ve nişanını gösterme bakımından henüz olgunlaşmamış olan şeyh ile şair de şiirler söyler; ama bunlar bilgin bir insanın karşısında kepaze olurlar. Nasıl ki, biri balıktan bahsederken başka biri, “Sen sus,” dedi. “Balıktan ne anlarsın? Bilmediğin bu konuda nasıl konuşabilirsin?” Adam, “Ben mi balığı bilmem?” dedi. Öteki, “Evet bilmezsin sen; biliyorsan balığın nişanını anlat!” dedi.
“Balığın şöyle iki bacağı vardır, deveye benzer.” Öteki, alaylı bir kahkaha ile, “Ben senin yalnız balığı bilmediğini sanmıştım. Halbuki şimdi sen öküz ile deveyi de birbirinden ayıramıyorsun,” dedi."