ANLAR BİZİM GÖZ KAPAKLARIMIZDA KALANDIR.
GEÇMİŞİ ANLAR BERRAKLAŞTIRIR. diyor Murathan Mungan. Bize kitabın başındaki ilk hikayede aslında bir uyarıda bulunuyor; " sizden tek istegim, hız yapmayın okurken. Göze az görünenler, hızda çabuk kaybedilirler..."
Işte ben de böyle yaptım sindire sindire okudum her bir sayfayı. Her bir anda adeta kafama bir yumruk yedim. İşte o an anladım geç kalmışlığımı, o an tekrar düşündüm seni ilk gördüğüm o anı ve o an farkına vardım... İşte size de bunu yapacak okurken. İçinizde bir yolculuk başlayacak, kendinizi sorgulayacaksınız belki. Buna hazır mısınız?
Güzel Şeküre ve Kara'nın heyecanla beklediğim sonları, yazarın bize oynattığı katili bulma oyunu -ne yazık ki yanlış kişiyi tayin ettim- nefessiz okumaya çalışmamın nedenidir.
Ah Ömer, ne çok bizsin, sende ne çok biz var ya da bizde senden, içimizdeki şeytandan ne çok parça... Okurken sevgi neydi emekti demeden duramıyorsunuz. Ve içinizdeki şeytana keskin bir bakış atıyorsunuz. Ve canım Sabahattin Ali, okurken yaşıyoruz sen ne büyüksün...
Gülsarı ve Tanabay'ın müthiş yolculuğu. Aytmatov'un devrinin problemlerini kurgulayarak aktardığı en iyi eserlerinden biri. Onlarla gülüp onlarla ağlıyorsunuz
Cemile ve Danyar'ın çocuk gözünden anlatılmış aşkları. Derinden etkilenebileceğiniz ustaca yapılmış tasvirler ve içine girdiğiniz anda çıkmakta zorlanacağınız bir dünya sunuluyor sizlere.