Şeyhin biri, müritlerinin arasından himmet ve gayretini tamamen bir tanesine yöneltmişti. Bu durum, öteki müritlere oldukça ağır geliyordu, o arkadaşlarını kıskanıyorlardı. Ancak hocaları da işin farkında olduğu için, o müridinin faziletini göstermek istedi, bunun içinde her birinin eline birer tavuk verdi ve: "Hepiniz gidin, hiç kimsenin sizi göremeyeceği bir yerde bu tavuğu kesip bana gelin." dedi. Onlar da gerekeni yapıp geldiler. Hocaları kendilerine, tavukları ne yaptıklarını sorunca onlar da: "Hocamızın bize emrettiği gibi gerekeni yaptık ve döndük." dediler. Hocaları bu defa öteki müride dönüp, "Bak, tüm arkadaşların verilen görevi yerine getirdiler ve tavukları kesip geldiler. Onların da kestikleri gibi sen neden kesmeden geldin?" deyince mürit şu cevabı verdi: "Hiç kimsenin beni göremeyeceği bir yer bulamadım ki, her nereye gittimse, orada Allah'ın beni görüp gözettiğini gördüm." Hocaları, müritlerine dönerek: "İşte bu arkadaşınızı sizden daha çok sevmenin sebebi budur. Çünkü bunun Yüce Allah'tan başkasına bir meyli yoktur." diyerek onları uyardı.