İlknur Demir

İlknur Demir
@Ilknurd_
-EDİTÖR- Geliştirici ve Bağımsız Editör Kurmacayı Kurcalamak Kitap Kulübü instagram.com/ilknurdemir66 twitter.com/dmr66_ilk egeninsozu.net/yazar/ilknur-demir email: ilknurdemir66@gmail.com
Puan vermedi·79 syf.··
2023 13. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2023 11:32
Çok uzun zamandır kitap seçme alışkanlıklarımızın zaman içinde nasıl değiştiği ile ilgili yazmak istiyordum. Metazori okumalar yapıyoruz. Bize sunulan kitapların en iyi kitaplar olduğu gibi bir yanılgı içindeyiz. Kapitalizm bütün alışkanlıklarımıza burnunu sokup onların genetik yapısı ile oynuyor. Kitap okuma alışkanlıklarım bile bundan nasibini almış durumda. Üniversite yıllarımda fakültenin karşısında bir kitabevi vardı. Kasada yaşlı biri dururdu. İyi bir okur olma konusunda gösterdiğim gayretin mimarı diyebilirim onun için. Kendi ağzından hiç duymadım bunu ama sonradan öğrendim ki klasiklerin o dönem çevirisini yapmış. Arada, derinden gelen hafif bir müzik çalsa bile çoğunlukla sessizdi ortam. Raflarda duran hemen her kitabı bilir hakkında yorum yapardı. Yazar ve kitap hakkında tüm bilgilere Excel tablosundan ulaşan günümüz kitapçıları gibi değildi anlayacağınız. Doğal olarak okurlar kitabı instagramda paylaşan influencerlardan ya da yayınevinin yazarın takipçi sayısına, tanılılırlığına göre yaptığı reklamlardan öğrenmez, eline alır, koklar, yazarın cümlelerini okur öyle seçerdi. Elbette o zamanda da popüler kitaplar vardı ama popüler olmayana da ulaşma şansınız çok fazlaydı. Demem o ki Cem Alptekin'in Sör Sini kitabı reklamı yapılmayan, öykü kitapları enflasyonunun arasında sıkışıp kalmış bir ilk kitap. İlk kitap içinde oldukça başarılı. Sever misiniz bilemem çünkü kadın öyküleri değil. Ben dilini hezeyana dönüştürmemiş üstelik toplumsal sorunları da dert edinmiş kendine. Yani öyle ben, ben, ben diye bağıran anlatıcı yok. Yeldeğirmenlerine saldırmış anlayacağınız. Kolay okunuyor gibi görünse bile bazı öyküleri kapalı metinler ve zor anlaşılabiliyor. Mesela "Mikail'in Kılıcı" öyküsünü bir kaç kez okudum. "Yazmak için mutlaka okumak gerekiyor" sözündeki okumanın
Edebiyat
Sör SiniCem Alptekin · Mythos Kitap · 20233 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben acımasız Kabil'im...
Puan vermedi·184 syf.··
2022 22. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2022 08:56
Ben, Antonin Artaud, kendimin oğluyum, kendimin babası, kendimin anası, ve kendim... Babası Marsilyalı, annesi İzmir kökenli bir Rum olan Amerikan avangart edebiyatının Fransız yazarıdır Antonin Artaud. Beat kuşağı üzerinde etkisi olan Artaud uzun süre psikiyatri kliniklerinde yattı. Vahşet Tiyatrosunun öncü ismidir. Vahşet yaşamdır onun için. İnsanın gizli suç işleme zevkinin, karabasanların, ilkelliğinin altı çizilir eserlerinde. Bir tür aydınlanma arayışıdır yazdıkları. "Nasıl bir aydınlanmadır Antonin Artaud'un aydınlanması?" sorusuna şu cevabı verebiliriz. "Yolu karanlığa çıkan bir aydınlanma." Ona göre karanlık; varlıkta ve yoklukta ısrar etmek üzerine kuruludur. Kitabı yayına hazırlayan şair Süreyya Aylin Antmen "Varlıkta Bir Yırtılma: Artaud" başlıklı sunuş yazısında şöyle diyor; Artaud, bedenin dil öncesindeki durumuna dönerek tüm kalıpları reddeder ve artık zihinle başka türlü bir ilişki kurar. "Ne ölebiliyorum ne yaşayabiliyor ne de ölmeyi ve yaşamayı arzulamayı bırakıyorum." Varlık olmamaya açlık duyan yazarın metinlerini okumak biraz meşakkatli)) Ve Yayinevi'nden çıkmış kitabın şu an yeni baskısı yok ve zannedersem stoklarda da yok. "Ben acımasız Kabil'im, iyi hiçbir şey yok bende, acıma duygum bir tuzak, hep söyledim bunu size ve tasarlamadan öldürdüm Habil'i, bir müddet üzerime aldım onu, sonra intikamımı almak için fırlatıp atacağım. Bir tuzaktı." Ben, Antonin Artaud
Edebiyat-Düşünce
Ben, Antonin ArtaudAntonin Artaud · Ve Yayınevi · 201950 okunma
Sabit Evi Olmayan İnsanlar
Puan vermedi·80 syf.··
2022 14. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2022 13:31
Evsiz Bir Adamın Güncesi antropolog Marc Augè tarafından yazılmış bir anlatı ya da yazarın kendi tanımlamasıyla "Etnik Kurmaca". Şöyle diyor Augè Etnik Kurmaca için: "Sosyal bir olguyu belli bir bireyin öznelliğiyle anlatan öykü... Bu tür romancının tutkusu, normal romancınınkiyle aynı değildir. Okurun kahramanıyla "özdeşleşmesini" veya ona "inanmasını" istemez. Onun istediği okurun romanda dönemiyle ilgili kimi şeyleri keşfetmesi ve yalnızca - ve yalnızca- bu açıdan anlatıda kendini bulup tanımasıdır." Yazar tam dediği noktadan hareketle yeni oluşan bir yoksul sınıfa dikkat çekiyor. "Sabit Evi Olmayan İnsanlar" (Böyle bir sosyal sınıf var artık) olarak tanımlanan bu sınıfın maaşlı bir işi var fakat bu maaş ile ev kirasını karşılayamıyorlar. Bu durumda barınma için yeni bir yol bulmak gerekiyor. Nedir bu yollar; arkadaş yanında konaklama, misafirhanelerde konaklama ya da anlatının kahramanı gibi kendi arabasında konaklama. Gittikçe yaygınlaşan bu olguya dikkat çekmek için yazılan bu "Etnik Kurmaca" da yazar aynı zamanda ev, yalnızlık, arkadaşlık, mimari gibi temaların zihnimizde değişen tanımları üzerinde de durmuş. Günümüz şartlarında çok kişinin maddi yetersizlikleri yüzünden barınma ihtiyacını alternatif şekillerde karşılamaya çalıştığı günümüzde ev olgusu farklı bir boyuta taşınıyor.
Felsefe-Düşünce
Evsiz Bir Adamın GüncesiMarc Auge · Yapı Kredi Yayınları · 2018372 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2019 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2019 08:56
Öykü kahramanlarının ''anlık'' olarak içinde bulunduğu mekanların onlara hatırlattığı geçmişlerine, geride kalanlarına ya da hayal ettiklerine dair kurgulanmış on sekiz öyküden oluşuyor kitap. Öykü kahramanları bazen gün ortasında bir kaldırım taşında oturuyor, bazen bir asma katta tüneyen baykuş misali çevresini seyrederek hayatının sıfır noktasına ulaşmaya çalışıyor. Ya da da bir terasta partide dolunayı seyrediyor, yabancı bir mutfakta makarna pişiriyor. Arkadaşının evinde ona emanet edilen kediye bakıyor. Behçet Çelik' in kaleminin gücü de, herkesin her an içinde bulunabileceği sıradan mekanları, derinlikli öykülere dönüştürmesinden geliyor. Öyküler ben diliyle anlatılmış olmasına rağmen öykü kahramanları ''ben'' değil, ''O'' (geçmişte kalan,yüzleşemediği, unutamadığı ya da yeni tanıştığı biri) aslında. Kahramanlarının söylediklerinin bitmediği, sonu olmayan, öyküler. Öykülerin bana hissettirdiklerini, Behçet Çelik' in iki öyküsünde kullandığı, çok bilinmeyen iki sözcükle anlatmak daha kolay olacak gibi. ''Sakil bir hayat yaşayıp giderken, okuyunca ayıkıvermek gibi bu öyküler.''
Gün Ortasında ArzuBehçet Çelik · Can Yayınları · 2011187 okunma
Puan vermedi·492 syf.··
2019 33. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2019 13:13
Ayfer Tunç ile yıllar önce Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek kitabı ile tanışmıştım. O yılları bilmeyenler için neler ifade eder o kitap bilemiyorum ama, yetmişlerin, seksenlerin tam ortasında yetişmiş biri için, anlamını iki cümleyle anlatmak çok kolay değil. Dönem dönem okuduğum bir kaç kitabından sonra, geçtiğimiz yıl, Aziz Bey Hadisesi' ni okudum ve yazarın, 88 sayfalık bir kitaba sığdırdığı onlarca karakteri görünce Ayfer Tunç' a bir kez daha hayran oldum. Bu ay https://1000kitap.com/Nephrenka ile Cem Єren ın birlikte başlattığı Ayfer Tunç Okuma Etkinliğine katılmamam mümkün değildi. Çünkü https://1000kitap.com/Nephrenka cığım söz konusu olan :) Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi için,kırk beş tane birbirinden değerli inceleme yapılmış. O nedenle daha fazla delirmeden kitapla ilişkimi sonlandırmak en iyisi. 530 sayfalık, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi romanının son on üç sayfası - kim, kimdir – diye açıklanan Karışık Dizin bölümüne ayrılmış. O dizin, kitapta hemen hemen kaç tane deli ile karşılaşacağınızın ipuçlarını veriyor size. Kitabın şanına yakışan bir okur olmak umuduyla saymak istedim kaç karakter var diye. Dördüncü sayfada sıkıldım. Sonra internette buldum. Tam 360 karakter. Mesela 3. sayfada tanıştığınız bir karakterle belki elli sayfa sonra tekrar karşılaşınca, ‘’Pardon çıkaramadım.’’ diye düşünmeniz yüksek olasılık. Ama bu romanı okumanızı zorlaştırmıyor. Karakteri nereden tanıdığınız bir şekilde çağrışım yapıyor zaten. Evet şaka değil, 360 tane karakter yaratmış ve hepsini ete kemiğe büründürmüş Ayfer Tunç. İyi bir yazar elbette ilginç kurgular üstüne oturtmalı romanını, elbette sağlam karakterler yaratmalı, elbette günceli yakalamalı vs. ama gerçekten zeki olmalı. Hele
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma