Ve bir kadın konuştu, diyerek: Bahset
bizlere Istırap'tan.
Ve o dedi:
Istırabınız, idrakinizi bürüyen kabuğun çatlayışıdır.
Hatta kalbi güneşte dinelebile diye nasıl bir meyvenin çekirdeği çatlamak zorundaysa, siz de zorundasınız ıstırabı tanımaya.
Tarihin bu sayfasına biraz daha yakından bakmak isteyenler, o devrin belgelerinde Malkom Han adını aramasınlar hiç. İran, tıpkı Hayyam devrinde olduğu gibi, bugün de yöneticilerini adlarıyla değil unvanlarıyla tanır: "Şahlığın Güneşi", "Dinin Temel Direği", "Sultan'ın Gölgesi." Demokrasi devrini açma onurunun verildiği adama ise en itibarlı unvan layık görülmüştü: Nizamülmülk. Geçirdiği tüm başkalaşımlara karşın hep kendisi olarak kalan, tüm çalkantıları içinde hiç değişmeyen şu İran ne şaşırtıcı bir memleketti!
Yönetmek için gereken vasıflarla iktidara gelmek için gerekenlerin aynı olmadıklarını söyle ona. İşlerin iyi idaresi insanın kendini unutup sadece başkalarıyla, özellikle de en muhtaç durumdakilerle ilgilenmesini gerektirir; oysa iktidara gelmek için insanların en aç gözlüsü olup kendinden başka hiçbir şey düşünmemek, en yakın dostlarını bile ezmeye hazır olmak lazım. Ben kimseyi ezmem, asla!