Ailesine acıyordu, daha fazla üzülmemeleri için bir şeyler yapmalıydı. Onları da, kendini de tüm bu acılardan kurtarmalıydı. “Ne hoş, ne de kolay,” diye düşündü.
“Ya ağrı?” diye sordu kendi kendine, “Ağrı nereye gitti? Ey ağrı! Neredesin?”
Kulak kabarttı.
“Hah burada! Ne yapalım, varsın ağrı da olsun!”
“Ya ölüm? O nerede?”
Kendini yoklayıp eski ölüm korkusunu aradı... Bulamadı.
Ölüm nerede? Ne ölümü? Korku diye bir şey yoktu. Ölüm yoktu ki korku olsun!
Işık vardı ölüm yerine.
— Böyle oluyor demek! —diye mırıldandı birden.— Ah ne mutluluk!
Onun için her şey yalnızca bir an sürdü ve bu anın anlamı bir daha hiç değişmedi. Orada bulunanlara göreyse iki saat daha sürdü can çekişmesi. Göğsünden bir hırıltı yükseliyor, cılız, tükenmiş bedeni seğirir gibi aralıklarla titriyordu. Derken göğsü daha az hırıldamaya başladı... hırıltılar iyice azaldı.
Üzerine doğru eğilen biri:
— Bitti! —dedi.
İvan İlyiç bu sözleri duydu ve içinden tekrarladı: “Bitti! Ölüm bitti... o yok artık!”
Derin bir soluk almak istedi, ama soluğu yarıda kaldı... bedeni birden gevşedi ve öldü.
"Öyle, öyle!" diyen Nietzsche ısrarlıydı. "Daha derinlere bakarsınız, bu arzunun da tüm diğer insanlardan daha üstün olma arzusu olduğunu görürsünüz. 'Âşık' , 'seven' kişi değildir; aslında o, dünyayı o değerli malından soyutlamaktır. Altınları başında nöbet tutan ejderha kadar alçak ruhludur. Dünyayı falan sevmez, tersine tüm diğer canlılarla karşı bir umursamazlık içindedir.
Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu ânını yaşadığını bilemez. Bazı insanlar kimi coşkulu anlarında hayatlarının o altın ânının "şimdi" yaşadıklarını içtenlikle ( ve sık sık ) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de
ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar. Çünkü özellikle gençliğinde, hiç kimse bundan sonra daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu ânını yaşadığını hayal edebilicek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünücek kadar iyimser olur.
"Danny, iyi dinle beni.Sana son kez söyleyeceğim bunları. Altı yaşında bir çocuğa söylenmemesi gereken şeyler vardır. Bir şeyin olması gereken biçimiyle olduğu biçimi hiçbir zaman aynı değildir. Dünya yaşanması güç bir yerdir Danny. İnsanı umursamaz. Senden benden nefret etmez ama bizi sevmez de. Dünya'da korkunç şeyler olur, kimsenin açıklayamayacağı şeyler. İyi insanlar kötü biçimlerde ölürler ve kendilerini seven insanları yapayalnız bırakırlar. Kimi zaman kötü insanların sağlıklı yaşadıklarını ve zenginliğe kavuştuklarını sanırsın. Dünya seni sevmiyor, ama annenle ben seviyoruz. İyi bir çocuksun Danny. Baban için üzül, onun başına gelenler için ağlamak istersen bir dolaba gir, yatağında örtünün altına gir ve doya doya ağla. İyi bir oğulun yapması gereken şeydir bu. Ama ilerlemeye de çalış. Bu acımasız dünyada görevin budur. Sevgini yaşatmak ve ne olursa olsun yoluna devam etmek."