"Anlamsız olduğumuz duygusuna kapıldıkça, ötekileri de bir o kadar hor görürüz; kendi hiçliğimizin barizliğiyle aydınlandığımızda ise, var olmayı bile keseler. Başkalarına ancak kendimizde keşfettiğimiz kadar gerçeklik atfedebiliriz."
"Her olumlu önerme, özellikle de her inanç, insanların neredeyse tamamının mutlulukla muhafaza ettiği bir barbarlık zemininden ileri gelir çoğu zaman."
"Yaşamak için, sırf nefes almak için bile, dünyanın ya da kavramlarımızın bir hakikat zemini içerdiğine o manasız inanma çabasını göstermemiz gerekir."
"Evreni ne kadar egemenliğimiz altına alsak ve sahiplensek de, zamanın hakkından gelmediğimiz müddetçe köle kalacağız. O zafer de vazgeçişle elde edilir; biz ise fetihlerimiz yüzünden buna bilhassa elverişsizizdir; öyle ki fetihlerin sayısı arttıkça boyun eğişimiz daha da ön çıkar. Uygarlık şeylere nasıl ey koyacağımızı öğretir, oysa onları elimizden çıkarma sanatında yol göstermelidir bize; zira yoksunlaşma çıraklığı etmeden özgürlük de olmaz "hakiki yaşam" da.''