Şu ana kadar tanıdığım en karmaşık ve en dengesiz karaktere sahip bir Knut Hamsun romanıdır. Kitap boyunca bir yandan yaşadığı yoksulluktan dolayı içine düştüğü berbat durumlardan kendisine acırken, diğer yandan yaptığı dengesiz çıkışlarla kendisini antipatikleştiren bir karakter var. Açlıktan talaş emen, kasaptan, olmayan köpeği için kemik rica edip büyük bir iştahla çiğ et yiyen; ancak tüm yaşadıklarına rağmen akıl almaz bir savurganlıkla eline geçen üç beş kuruşu savurması, okuyucuyu dumur etmeye yetiyor. Öyle komplike ve yalancı bir karakterdir ki gerçek ismini bile açık bir şekilde öğrenemiyoruz. (Andreas Tangen)
Kitabın bir bölümünde, yazısını sabah olmadan bitirebilmek için bakkaldan veresiye bir mum rica etmeye gider ancak bakkal dalgınlıkla, kendisine bir başkasının para üstünü verir ve kafasında küçük bir muhakemeden sonra parayı cebine koymayı seçer ve vicdanını rahatlatmak için şunları söyler;
''İşte ilk namussuzluğu, yanında önceki numaralarımın devede kulak kaldığı ilk hırsızlığımı yapmıştım. Küçük, ama aslında çok büyük ilk hadisemdi bu... Adam sen de, olan olmuştu! Hem canım, ilerde bir fırsatını bulup bakkalın zararını ödeme çareleri yok değildi ya! Durumum düzeldi mi tamamdı iş! Ayrıca, başkalarından daha namuslu yaşamaya mecbur muydum sanki; sözleşmem mi vardı benim...''
(syf: 94)