Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi, zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendinde buna inanmamasını sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yadsınamaz durumda bile olsa
boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaștığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür. Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz; iman,
mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekçiliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır.
İhanet cesurca bir duygu, çok sehvetli, tedirginlik ve korku da var içinde, belli belirsiz bir pişmanlik. insanın başını döndürüyor. İhaneti çekici kılan șeyin şehvet olduğunu sanırlar; șehvet seldir, sürükleyenler, doğru, ama asıl çekici olan cesaretmiş meğer.
Aramızda başlayan tuhaf ilişkiye aşk diyecek kadar budala değilim. Adını koymayı becerebilseydim, hayatımın anlamı bir saman çöpününkinden fazla olurdu.