Stefan Zweig’ın Nazi iktidarından kaçarak sürgün hayatı yaşadığı bir dönemde yazdığı Satranç adlı eseri okuyucuyu olayların içine sokarak olayları birebir yaşamasını sağlıyor.
Anlatılan duygusal ve zihni yormayan betimlemelerle, karakterlerin analizleri ve Nazi dönemine yaptığı eleştiri ile eser bir solukta okunuyor.
Kafası çalışmayan ama satranç dehası ve dünya şampiyonu olan Czentoviç ve Naziler tarafında esir alınan Doktor B’nin hastalığa dönüşen satranç oyununu okumanız dileğiyle..
Stefan.. sen harikasın.. yorumlamaya pek kelime yetmedi. Her kitabında ayrı güzel , değişik kurgular, hep güzel anlatım ve güzel bilgiler, dersler.. Farklı tip insanların, tek birşeye odaklanmış, hiçlikte olan insanların psikojisini anlatıyor kanımca. Teşekkürler.
.
Bu kitabı okudum ama bana ne anlatıyor, bana ne söylemeye çalıştı diye tekrar tekrar düşündüm. Hatta bir gece yarısı arkadaşıma anlatıp yorumlaştik. Hiçlikle sinanan iki benzer durumda ama farklı tip insanın ; ortak yönleri, delirme noktaları, psikolojileri. Birisi bir hastaliktan, öteki tutsakliktan aynı hiçliği paylaşmış. O halde hiçlikte, elimizde olan tek şey hayatımızın merkezi, kendisi olur. Ya o hiçliği biz yaratiriz; bakmak ama görememekten ya da doğuştan gelen bir hastalık gibi. Bir tek şeye odaklaninca tıpkı anolog organ gibi, diğer belki de insanı yonlerimiz körelir. Belki de bakmak ama görememekten herkes kendi tutsaklığını kendine yaşatıyor..
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Beklenmedik anda beklenmedik yerde gelen bir mucize diye anlatabiliriz. Kesinlikle her yaşa uygun kitap. Her şeyden vazgeçmiş, kötü bir durumda olan birinin mutlaka okuyacağı kitaplar arasında olmalı. Kısacası "Her şerde bir hayır vardır" sözü bu kitaba çok uygun.
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Güzel kurgu, güzel bir anlatım. Zweig'in intiharından önce yazdığı son hikayesi. Hızlıca okunacak ve zihinde güzel tatlar bırakacak bir eser. Tavsiye ederim...
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Yalnızlık insanı delirtir arkadaşlarım.
Zulüm insanı delirtir arkadaşlarım.
Mecburiyet insanı delirtir arkadaşlarım.
Ait hissetmediğin yerde bulunmak zorunluluğu insanı delirtir arkadaşlarım!
Bence bu kitabın özeti budur arkadaşlar... Keyifli okumalar dilerim.
Stefan Zweig
Stefan Zweig esir düşen bir adamın yapılan işkencelere karşı kendi kendine satranç oynayarak katlandığını anlatan bir uzun hikaye.
Satranç, bu kitabı okuduktan sonra benim için bir oyun değil strateji, ileriyi görme, plan yapma, tartma ve en önemlisi de aslında hayatın siyah beyaz karelere bölünmüş somut halidir bence. Karakterleri okadar iyi ve başarılı bir şekilde anlatmış ki kitabı okurken her karakterin psikolojisini ayrı ayrı yaşıyor insan.
Malesef ki yazar bu kitabını yazdıktan sonra
Dünya Savaşı zamanında Avrupa' nın durumuna olan üzüntüsünden dolayı eşiyle birlikte intihar etmiş.. Keşke ihtihar etmeseymiş keşke bu Dünya'ya daha çok şaheser bıraksaymış diyor insan... Okunması gereken bir kitap tavsiye ederim.
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Stefan zweig satranç okuduğum kitapların arasında ilk ona girecek kalitede kusursuz ve akıcı konusu mükemmel. Satranç oynama konusunda çok başarılı değilim fakat sanki Dr. B nin ruh hali okurken üzerime çöktü sanki satrancı ben oynuyordum.
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Kitabın konusunu kesinlikle çoğu kişi biliyordur. Bu yüzden farklı bir pencereden derinlemesine inceleme yapacağım. İçinde bulunduğumuz hayatın değerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu yeri geldiğinde bir harfin bile peşinde taklalar atacağımızı gösteren bir kitap. Siz bir kitap uğruna hatta bir yabancı yüz görmek uğruna neler yapardınız? Karantina günlerinde sırf başka ortamlarda bulunmak için kendimizi yırtıyoruz. Aslında bu kitapta biraz bu durumun kenarından geçiyor ve kendini kaptırmanın olumsuz tahlillerini bizlere çok iyi sunuyor. Konu önemli değil bu kitapta, önemli olan bizlere arka planda ne sunmak istemesi. Dozunda yaşamayı öğretiyor, bakmayı değil de görmeyi öğretmek istiyor. Egonun, kibrin ne kadar kötü olduğunu verirken bir yandan da her şeye muhtaç kalan adamın en sonunda delirmesini okuyacaksınız. Okurken daraldığım ve arayış içine girdiğim bir kitap oldu.
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Satranç
a2 a5, 1b 2c bunlar ne anlama geliyor var mı bir fikriniz? Neyse bu yazmış olduğum sayı dizileri satrançta olan ifadelerdir. Kitabın konusu ise ; Gestapo casus olarak bir kişinin bildiklerini öğrenebilmek amacıyla onu bir odaya kapatır ve odadaki kişi kendini geliştirme yolunu düşünmektedir bunun için çeşitli zorluklarla mücadele etmesi gerekse bile. Ne aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz elbette ama ne amacı olursa olsun elindeki imkanından daha iyi olacağı kesindir. Umutsuzluk, imkansızlık içinde bile kendine bir kaçış yolu bulmak işte bu herkesin harcı değildir. Peki en iyi fikirler ne zaman ortaya çıkar dersiniz? Tabi ki umudun bittiği zaman, işte o an dönüm noktasıdır.
SatrançStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 2019279,1bin okunma
Esselamu aleykum ve rahmetullah ve berakatuh
Stefan Zewing'in okuduğum ilk kitabı.
Doktorum sürekli Stefan Zweig okumanı tavsiye ederim derdi lakin fırsat bulup okuyamamıştım aslına bakılır ise yabancı yazarları okumaya cesaret edemiyordum.
Yoldaşım dediğim arkadaşımın bana Stefan Zweig'in kitaplarını hediye etmesi ile vizelerden sonra bu kitabı okumaya karar verdim.
Gece başlayıp sayfalarını okurken şu sayfayı da okuyayım şu sayfayı da okuyayım derken kitabı bitirmiştim.
Kitap oldukça akıcı ve sürükleyici bir dille yazılmış.
Kitapta boş bir beynin kibrini, kibirli tavırlarını görürken diğer yandan bir insanı hiçliğe mahkum etmiş zalim kişilikleri görüp hiçlik arasında kalmış bir beynin neler yapabileceğini de görüyorsunuz. Aynı zamanda insanoğlunun hiçlik karşısında bir amacı olmadan, konuşabileceği biri olmadan, yeni birşey görmeden, öğrenmeden ne denli delirebileceğini de gözler önüne seriyor insanlar için doğanın ve yaşamın önemini vurguluyor.
İlk kez Stefan Zweig okumama rağmen bu kitabını sevdim.
Okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.