Book Heaven

Puan vermedi·211 syf.·
2023 13. kitabı
Orhan Pamuk’un konusu baba oğul ilişkisi, çekişmesi, çatışması üzerine olan kitabı. Öyle ki kitapta geniş bir şekilde antik Yunan tragedya yazarı Sophokles tarafından yazılmış Kral Oidipus ile Firdevsi’nin eski İran efsanelerine dayanan Şehname’sinde geçen Rüstem ve Sührab’ın hikâyesinden sürekli bahsetmiş; adeta kitabı bu hem Batı’dan hem Doğu’dan gelen kültür mirasına dayandırmış. Öyle bir baba oğul ilişkisi ki sonunda ya baba ölür ya oğul… arka kapaktaki tanıtımında ilk aşk romanı olarak gösterilse de daha çok baba oğul ilişkisi derince işlenmiş. Bunun yanı sıra 80 dönemindeki solcuların dünyaya bakış ve yaşayışları, aşırı solcu babanın oğluyla ilişkisi kitaba güzelce serpiştirilmiş. Kitaptaki en etkilendiğim, sevdiğim kısım 16 yaşındaki gencin hayat acemisi temiz duygularının kaleme alındığı kısımlardı: platonik aşk, ustaya karşı hissedilen baba sevgisi vs gencin gözünden çok güzel işlenmiş. alıntılar “Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapmayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir babaya ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldı vakit mi isteriz babayı?” s.115 "Babasız büyürsen alemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın..." dedi Serhat. "Ama bir süre sonra ne yapacağını bilmez, dünyada bir mana, bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın." S.161 "Hayat efsaneyi tekrar eder!"s.191 “İranlılar, batılılaşma yüzünden geçmiş şairlerini ve efsanelerini unutan biz Türkler gibi değiller diye düşündüm..Özellikle şairlerini
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·460 syf.·
2023 12. kitabı
Çok iyi, iyinin düşmanıdır derler. Orhan Pamuk’un kalemi de diğer yazarların (en azından benim için). Tek siyasi romanım dediği Kar, gerçekten de 90’ların sonu ve 2000’lerin başındaki siyasi ortamı çok güzel özetleyen bir roman. Pamuk, ne İsa’ya ne Musa’ya hiçbir zaman yaranamadığını kitabın sonundaki röportajında ifade ediyor. Yazdıklarıyla, o dönemin ne modernistine, ne İslami kesimine; ne Kürt’e ne Türk milliyetçisine yaranamamış. Çünkü tarafsızca insani olarak her kesimdeki olumlu olumsuz nitelikleri de, kör göze parmak olmadan, naifçe dile getirmiş. Biliyorsunuz roman Kars’ta geçiyor. Yazarın kalemiyle kar yağışının mistik, muazzam bir tablo çizişini okumak son derece hoş ve bu tablonun başkahramanda oluşturduğu inanç duygusunun aynını –enteresandır ki-ben de doğu görevim esnasında birebir hissetmiştim. Alıntı “Kar onda hayatın güzelliği ve kısalığı duygusunu uyandırıyor, bütün düşmanlıklara rağmen aslında insanların birbirine benzediğini, âlemin ve zamanın geniş, insanın dünyasının dar olduğunu hissettiriyordu. Bu yüzden kar yağınca insanlar birbirine sokuluyorlardı. Kar sanki düşmanlıkların, hırsların, öfkelerin üstüne yağarak onları birbirine yaklaştırıyordu.” S.105 “Bu dünyada ne yapıyorum, diye düşündü. Kar taneleri uzaktan ne kadar zavallı gözüküyor, ne kadar zavallı benim hayatım. İnsan yaşıyor, yıpranıyor, yok oluyor. Bir yandan yok olduğunu, bir yandan var olduğunu düşündü: Kendisini seviyordu, bir kar tanesi gibi hayatının aldığı yolu sevgi ve kederle izliyordu.”s92 “Tek tek yoksullara belki acınır ama bir millet fakir olunca bütün dünya hemen o milletin aptal, kafasız olduğunu, tembel pis ve beceriksiz bir millet olduğunu düşünür ilk. Onlara acınacağına, gülünür. Kültürleri, töreleri, adetleri gülünç bulunur. Daha sonra bazan bu düşüncelerinden
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
Puan vermedi
“Kaybolan” Tarık Tufanla nihayet tanıştığım ve sevdiğim bir kitap oldu. Kırk yaşla beraber kendini aramaya başlayan bir adamın hikayesi. İlk aşkına, eşine, ailesine, arkadaşlarına dair hepsinin tek tek yaşadığı güçlüklere, yaşam gailelerine dair bir kitap. 99 depreminden bahsediyor oluşu ve tam da 6 Şubat depreminin olduğu günlerde okumaya ara verişim daha canlı hissetmeme yol açtı. Zaman zaman kitaptaki karakterlere kızarken buldum kendimi: çocuklarının; alzheimer hastası bir babanın üzerine çok gitmesi kısa zaman dilimlerinde şuuru yerine geldiğinde bile bağırıp, suçlamaları şaşırtıcı ve çok acımasızca geldi mesela. Kısacası Tarık Tufan romanın içine sokmayı başarıyor sizi… İstanbul sokaklarında gezinen su gibi okunan kitap bir gizemle, intihar süsü verilmiş cinayetle de son buluyor.. Başka kitaplarını da okumak istediğim bir yazar oldu.. kitapla kalın.. Alıntı “Yaşamak, karanlık bir denizin kıyısında yürür gibi kaybolmanın kıyısında yürümekmiş; insanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş. Yalnızlık, hayatın içindeki küçük bir parça değil, hayatın kendisiymiş.” S12 “Bazı gecikmelerin telafisi olmuyordu.” S54 "Kendi içinde yürümek ve saatler boyu kimselere rastlamamak." S64 "Hayali olmayan insan, çoktan ölmüş ve ne yazık ki öldüğünün farkında olmayan insandır." S 143 “Birileri baykuşa ölümün habercisi diyor birileri bilgeliğin sembolü. Bence aynısını görüyorlar, çünkü bilgelik ölümü kavramakla başlar.” S271 “Kaybolmuş bir insanın, kendisini ancak bir başkasında bulabileceğine bütün kalbimle inandım. Mühim olan o insanı bulabilmek. Aynı kederi paylaştığınız o ruhla karşılaştığınızda, tanıdık bir şeyleri görmek umudunuzu diriltir..” S390
KaybolanTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20205,2bin okunma
Puan vermedi
Bu haftasonu eşlikçim Beyoğlunun ağır abisi başkomiser Nevzat'tı.. Ahmet Ümit'in hüsrana uğratan hiçbir kitabı yoktur çünkü kendisi polisiyenin efendisidir bildiğiniz gibi.. Aşkımız Eski Bir Roman kitabı birbirinden güzel üç farklı kriminal öyküden oluşuyor. Özellikle Aşkımız Eski Bir Roman benim için ayrıcalıklı öyküsü oldu çünkü zanlı, büyük yazar Agatha Christie'ydi.. Meraklısına bol keyifli okumalar diliyorum.. alıntı “Cinayet soruşturması sadece bir katili bulma faaliyeti değildir. Sayıları kişilerden, işlemleri olaylardan oluşan karmaşık bir matematik problemini çözmek de değildir. Doğrudan insanı anlama uğraşı, yaşamak için doğru yöntemi bulma çabasıdır.” “Bazı vakalarda katilin kim olduğunun hiçbir önemi yoktur, cinayet silahı kimin elinde olursa olsun, kurbanı öldüren, aslında kendi tutkusudur. Tutkularının esiri olanların zihinleri sadece bir hedefe kitlenmiştir; arzularını hayata geçirmek.” “Aşk öldürmez, eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda.” " Eğer sizi samimiyetle seven bir kadın varsa ,mutlu olmanız için yeterince sebebiniz var. " “Dünyanın güzel, insanların iyi olduğunu sanacak kadar safsanız mutsuz olmanız kaçınılmaz.” "Artık duyduğum hiçbir şey beni şaşırtmıyordu." "Dünyada en çok sevdiğiniz kişi tarafından aldatılmaktan daha korkunç bir şey yoktur."
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma