Nermin Yıldırımın Ev kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Unutma dersleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Okuduğum çoğu yorumda da kitabın diğer kitapları kadar zevkli okunmadığı, akmadığını yazmışlar. Bu kitapta unutulmaya çalışılan bir yasak aşk esprili dille anlatılmış. Ama duygu kısmı biraz yüzeysel kalmış gibi geldi bana. Sanırım yirmili otuzlu yaşlar sanatçılar için aşkı yazmanın en güzel çağları..müzisyenleri düşünün en etkileyici gönül şarkıları gençlik çağlarına ait, sonrasında aynı duygular aynı tat aynı yaratıcılık olmuyor eserlerinde.. ama falan yazar sekseninde şunu yazmış diyebilirsiniz. doğrudur da. Yine de Nermin Yıldırımın tarzını dilini seviyorum okurum derseniz tavsiyemdir.
alıntı
“Bilirsiniz, aptallığın ilk şartı, öyle olmadığınıza inanmanızdır.” S.26
“Yadırgadığın her şeyi yaşayabilir, yargıladığın herkese dönüşebilirdin.”s258
“Rüya sanmıştım; gerçekmiş. Gerçek sandıklarım da rüya.” S.287
“Sevgilim, tek başıma seni özlemek çok zor. Hiç değilse sen de beni özleyerek el veremez misin? İşin doğrusu, bir an evvel unutmak istiyorum. Olmuyor. Bazen aniden o sırada seni düşünmediğimi fark edip seviniyorum. Sonra, yani bunu düşünürken, yine seni düşünmeye başlıyorum. Seni düşünmek hastalığı, gizli bir yemin gibi, içimde bir yerlerde durmadan kendini tekrar ediyor. Ne ağır yeminmiş, bozamıyorum. Her gün yanlışlıkla seni aramak istiyorum. Her gün yolda tesadüfen sana rastlamak. Arayamıyorum, rastlayamıyorum, bile isteye gelip kapını da çalamıyorum. Susarak gururumu kurtarmanın peşindeyim sevgilim. Oysa gurur beni kurtarmıyor; lime lime oldu kalbim, iplik iplik dökülüyorum. Bazen, ya ölürsek diye düşünüp çok korkuyorum. Sahiden, ya birimizden biri ölürse aniden? Seni en son o dalgaların önünde, binip gidemediğimiz bir vapurun hayalinde görmüş olma fikri beni