Ayfer Tunç 'un güçlü kaleminden etkileyici bir uzun hikaye: Tamburî Aziz Beyin yaşamı.. hiç bir yaşam trajik ve yanlış gelmiyor; sonuçta, kararlar, seçimler ve sonuçları..Aziz Bey'in pişmanlıklarını bolca okuyoruz.. öyle güçlü bir karakter yaratmış ki Ayfer Tunç kolay kolay zihinlerden çıkacak türden değil. Seksensekiz sayfa. Sıkılmak istemeyen ama aynı zamanda etkileyici bir kitap okumak isteyenlere bu kitabı özellikle tavsiye ediyorum..
#Alıntı
"Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece Haliç'in kirli sularına bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış. "
"..vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır, yer, içer, yaşar."
“Gördüğü şey bir çift göz değil, onu sıcak ama karanlık ve esrarlı bir âleme çağıran tuhaf bir yazgının ilk işaretidir.”
"Onların; kapının, telefonun sık sık çaldığı, sıcak ve süslü evlerindeki yalnızlık, kendisinin çürümekte olan evindeki yalnızlıktan çok daha acıklıydı."
"Kan döken öfkelerle çıldırtan gamsızlığın, taş gibi ağır acılarla isterik neşelerin, hazin doğumlarla gülünç ölümlerin, zehirli nefretlerle zaaflı aşkların, kedi ile köpeğin, eğri ile doğrunun, ak ile karanın ana baba bir kardeşmişçesine birlikte ve birbirini yiyerek yaşadığı; düzgün hayatlar cephesindekilerin akıllarına sığmayacak kadar karışık, hayat denen muammanın kısa bir özetini andıran o diğerlerine benzemez sokaklardan geçti. Gitti, döndü, geldi.