Sadece 41 yıl yaşamasına izin verilmiş, 41 yılı da mücadeelerle geçmiş bir aydın Sabahattin Ali. Nişanlanlısı canından çok sevdiği biriciği Aliye Hanım'a mektuplarında şöyle demiş hep. " Yaşadığımız tüm kötü günler geride kalacak birlikte çok mutlu olacağız." Ama ne yazık ki sadece bir hayal olarak kalmış. Hayatı saçma sapan mahkemelerle, ailesinden uzaklarda, geçim dertleriyle geçmiş. Ama hiç pes etmemiş. Hem ne demişti mektubunda? " Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız."
Düşünüyorum da gönül rahatlığıyla huzurla dolu bir günde şöyle arkasını uzanıp eşine kızına doya doya sarılıp vakit geçirebildi mi? Bana sorarsanız bunları yapması pek mümkün olmadı. Aksine sarılmaları binlerce öpücükleri mektuplarda kaldı. O da istemez miydi büyümesini göremeyeceği kızına en azından küçükken doymayı? Şimdi kitapları milyon satsa ne olur? Küçük Filiz'in babasıyla eksik kalmış bir sarılmasını bir baba şefkatini geri verebilir misiniz ona?