Kitap bir uzun öykü Patika ve dört kısa öyküden, Tabanca, Soğuma günleri, Gece ve Gemide, oluşuyor. ...
Birinci, kitaba adını veren, Patika, bir yazarın günlük yaşamı, doğal çevresi ile kurguladığı yazınsal çabanın ve ayrıca yazın dünyasıyla olan çekişmesi anlatılıyor. Dili sade, kitabın bunalım izleğine uygun, yani bunaltıcı, sıkıcı, kısaca okur da karakterin yaşantısı ile paralel bir sıkıntıyı, bunalımı yaşıyor. Kimi zaman yazar olmak isteyen karekterin küçük kaçamakları, hatta minik bir aşk macerası öyküye heyecan katsa da genel olarak, yol değil patikasını bulamayan bir yazarın yaşantısını okuyoruz. Sizin dağa giden bir patikanız var mı?
İkinci öykü, Tabanca, bir Godot'un bekleme öyküsü ve Çehov'un patlamayan tabancası. Bir mühendislik ekibi arazideki kampta işe başlayabilmek için bürokratik bir belgeyi, bekçinin silah taşıma iznini, bekliyor. Bu bekleyişte ekipteki insanların tutumları, davranışları, tavırları anlatılıyor. Hep beraber sıkıntıdan patlamadan, işin içinde dinamit de var, ama sinirden patlayarak okuyoruz. Sinirlenmek isteyenler okusun...
Valla, ben bu yazıyı yazarken diğer üç öykü hakkında hiç bir şey anımsamadığımı fark ettim. Kitabı yeniden karıştırınca anımsadım, Soğuma Günleri konuşamadığı için (konuşamamaktan beyin kabızı olan, benim tabirim) ve yazamadığı için, ve korktuğu için bunalımda olan işsiz birinin bunalımı. Sizin de bunalımdan burununuzun kanamasını istiyorsanız, buyrun okuyun. Ben okudum ve unuttum.
Neyse öteki öykülere şöyle bir baktım. Bu kitap dili ve konuya özgü anlatımıyla ödülü hak etti, herhalde. Okuyucudan ödül alacağını zannetmiyorum. Ödül jürisi bunalımdaki yazarlardan mı oluşuyordu ne, birbirini iyi anlıyorlar.