İki yazarın, Selahattin Demirtaş, Yiğit Bener, birlikte yazdıkları, üç farklı grubun, eski solcu, Atatürkçü emekli subay ve genç siyasi eylemcilerin karşılaştığı bir gerilim romanı.
Roman, avukat ve solcu Sinan'ın oğlunu araması çercevresinde gelişiyor.
Sinan solcu gruplara dahil olmuş, hala genç eylemcilerle bağı olan yaşlı bir avukat.
Ayvaz, devlete asker ve subay olarak hizmet etmiş, solculara işkence, güneydoğuda Kürtlere baskı uygulamış, ancak devleti ele geçiren İslamcı "yobazlar" nedeniyle muhalif olmuş Atatürkçü emekli subay.
Roman, İslamcı iktidar dolayısıyla muhalif olan Atatürkçü subayın, daha önce ezdiği, işkence yaptığı eski solcularla ve onların eylemci çocuklarıyla karşılaşması üzerine kurulu. Bulundukları yer hepsini devletin dışında ve ona karşı bir alanda bir araya getiriyor.
Araf neresi? Cennetle cehennemin arası. Bu romanda muhalif alan. Burada ancak anarşist, terörist, eylemci olunur. Ve belki de yalnızca arafta yüzleşilebilir.
Solcularla Asker, Kürtlerle Türkler, nasıl yüzleşebilir? Ortak bir alan bulunabilir mi?
Eski solcularla emekli generallerin yüzleşmesi hakkında yazıldı çizildi, filmi yapıldı. Romanda da buraya değiniliyor.
Romanda geçen yüzleşme Türk subay ile Türk solcular arasında. Asil zor olan Türklerle (devleti temsilen), Kürtlerin yüzleşmesi. Neredeyse şu anda imkânsız, çünkü onların kendilerini için konuşmalarına bile izin verilmiyor.
Türkler ile Kürtler bir arada aynı kaderi paylaşsalar bile Kürdü engellemek Türkün tek amacı ("onun anası gelmesin", kısa mesel).
Berfin tipi ne yazik ki oldukça zayıf kalıyor. Oysa romanda en etkin kişi o. Berfin, Kürtlerin durumunu kısa düğün meseliyle anlatıyor. Devlet gücünü temsil eden bir Türk, Kürt düğününü basıyor, bütün değerleri alıp gidiyor ve Kürtler buna karşı hiçbir şey yapamıyorlar.