Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı. İki kitabında ortak noktası karakterlerin toplumdan uzak, diyalog kuramayan, içine kapanık tipler olması. Bu özellikle dikkatimi çekti. Kuyucaklı Yusuf karakteri bence biraz tutarsız bir karakter gibi duruyor belki de yazarın ilk romanı olmasından kaynaklı olabilir. Örneğin evlatlık olduğu kaymakamı karısına söz geçiremediği için adam olamamakla suçluyor fakat yıllar sonra eşi ve kayın validesinin arkasından iş çevirdiğini sezmesine rağmen yine iş icabı yollara gidebiliyor. Karaktere bu tip sebeplerden dolayı ısınamamdan olsa gerek kitabıda sevemedim.
...Spoiler içerebilir...
Kitap doldurulan bir kalem ile başlayıp kalem hiç kullanılmadan bitmiş ve romanın sonunda yine doldurulma teşebbüsü ile bitiyor.
Yazar burada bir mesaj vermek istiyor.
Çehov' un sahnede bir tüfek varsa oyunun sonunda o mutlaka patlamalıdır ilkesine uygun davranılmış. Tüm bunlar bir kurmaca gerçek bir hayatla bağdaştırmayın dercesine. Bir de bunu destekleyen bir akademisyen konusu var kitabın içerisinde. Ben çok sevemedim evet sade evet akıcı ama duyguyu geçirmekte zayıf kalmış.