yaşamı da, ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor ne de ölümden korkuyordum. hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. bu yüzden özgürdüm. çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. hâlâ istediğim, hâlâ korktuğum ya da hâlâ özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. o zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.
mahkeme benim saygın bir kadın olduğuma karar vermişti. artık onuru korumak için büyük paralar gerektiğini, ama büyük paralarına onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim. dönüp duran bu cehennemi kısırdöngü, beni de kendisiyle birlikte sürüklüyordu.