Yazar, kalemi sürekli kendisine başkaldıran kişidir. Yazarın sürekli derdi, kalemini kendi denetimi altına almaktır - bu dert ve onun doğurduğu çaba sürdükçe, kişinin yazarlığı da sürer; kalemini tümüyle kendi denetimine soktuğunda ise, yazarlığını da sona erdirmiş olur...
Yani: En iyi yazar, kalemine en az söz geçirebilen yazardır...
Yıkıma yönelmiş yaşamının bölük-pörçük olması, temelde ilişkilerinin - en temelde de, en önemli ilişki saydığın sevginin (sevgilerinin) -eksik, dağınık, güdük olmasından dolayıydı: İçine düşüp sürüklendiğin akıntıda, ayağını yere basmağa; çıkılacak bir taş ya da tutunacak bir dal bulmağa çalışmaktı sevgi(ler)inden dolayı yaptıkların - Şimdiyse, güvenli çünkü eksiksiz; dingin çünkü bilinçli; aydınlık çünkü bütünlüklü olabilecek sevgi eylemlerin - anlam ve anlama, anlayış ve anlaşma olacak.
Bunu ama öyle kolayca elde edebileceğini sanma: Gerçi o bütünlüklü alan verildi - işte, o, tam olarak geldi - sana; ama, onun içine yerleşebilmen için senin de bütünlüklü, tam olman gerek - değilsin, çünkü.
Ama bu ‘olma gerekliliği’ senin ‘başka’laşman değil, ‘kendi’leşmen olacak: Tamamlanmamış, bütünlüksüz olman, kendin olamamanın sonucuydu - şimdiyse, işte, kendini değiştirerek tamlaşman, bütünleşmen, ‘ne isen onu olman’ olacak - kendin olman…
Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek — yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da “koşullar”a, “hayatın akışı”na, “sorumlulukların”a falan bağlamaya kalkışma — bahane bulmağa çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden: korkaklıkla işin kolayına kaçan…
O işte hesabını soruyor o sahici senin, senden: ne yaptın sen sana?!