Zeynep

Şimdiye kadar intihar, yalnızca toplumsal bir olay olarak ele alınmıştır. Buradaysa, tam tersine, bireysel düşünceyle intihar arasındaki ilişki söz konusu. Böyle bir eylem, yüreğin sessizliğinde, tıpkı büyük bir yapıt gibi hazırlanır. İnsan kendi de bilmez bunu. Bir akşam tetiğe basar ya da kendini sulara bırakır. Bir gün bana intihar etmiş bir emlak yöneticisinden söz ederken, beş yıl önce kızını yitirdiğini, o zamandan beri çok değiştiğini, bu olayın onu “için için yediğini” söylemişlerdi. Bundan daha uygun bir sözcük bulunamaz. Düşünmeye başlamak, için için yenmeye başlamaktır. Bu başlangıçta, toplumun fazla bir etkisi yoktur. Kurt, insanın yüreğindedir. Yürekte aramak gerekir onu.
Edebiyat
Reklam
Giderek değersizleşip ruhsuzlaşan, hayal kırıklıklarıyla dolu yaşamımın tüm bezginliği, kendime ve yetilerime karşı tüm inançsızlığım, bir zamanlar yaşadığım o güzel ve görkemli günlere duyduğum kıskançlık ve pişmanlık dolu tüm özlem bir acı olarak kök saldı içimde, bir ağaç gibi, dağ gibi kocaman büyüyüp gerdi beni..
Edebiyat
Bir acı yüreğime bıçak gibi saplandı: Ah, o zamandan beri nasıl da değişmişti her şey, gökyüzü, hava, mevsimler, düşler, uyku, gece ve gündüz nasıl da değişmişti! Bir ıslığın ezgisi, tanıdık bir adımın ritmi, yitirilen bir zamanın anısı bile beni bu kadar derinden etkileyebiliyor, bana bunca mutluluk, bunca acı verebiliyorsa benim için her şey ne kadar köklü, ne kadar müthiş bir biçimde değişmişti!
Edebiyat
Belki de insanın yaşantı açlığından sonraki en büyük açlığı unutma açlığıdır.
Edebiyat
Bazılarımız dayanmanın her zaman bizi güçlü kıldığını zanneder. Ama bazen bizi güçlü yapan bırakmaktır.
Edebiyat