Orhan Pamuk okuma etkinliği sayesinde Pamuk'la tanışma kitabım oldu kendisi.. Garip bir etki bıraktı bende.. Öyle süslü cümleler kullanılmamış, okuyunca bilgi sahibi olunacak önemli bir konu da yok.. Ama derin bir hayat anlatımı var..
Yoğurtçu ve bozacı Mevlut'un 1969-2012 yılları arasında (kayda değer veya değmez) başından geçen her şeyin anlatıldığı, bu anlatımlar arasında ülkemizde olmuş ve bazısı hâlâ olmakta olan sağ-sol çatışmaları, gecekondulaşma, sokak satıcılığı, bürokratların ve memurların yedikleri rüşvetler gibi olayların nasıl gerçekleştiğini halktan biri olarak görebilme imkanı veriyor bu kitap..
Ara sokaklarda yürüyüp, gece ıssız sokaklarda bir yandan hayatı düşünüp bir yandan boo-zaa diye bağırıp, gecekondularda, tek odalı evlerde yaşayıp, parasızlıktan yoksulluğun dibini görüp aşkın masum halini yaşıyoruz.
Kimi zaman dudak büküp ayıpladığımız, hayatta yapmam dediğimiz şeyleri yapabiliyoruz. Sıkça bu tarz ikilemler çıkıyor karşımıza.. Öyle kodamanların değil abartılı hayatların değil, bu sıradan halk insanının bu ikilemlerini içselleştirip kendimiz de düşünüyoruz ben olsaydım ne yapardım diye.. İşin garip tarafı, biz neyi haklı bulursak bulalım kahramanımız tersini bile yapsa kızamıyoruz.. Hayat çok garip çünkü, kafamızda da tuhaflıklar var..
Kitabın hissettirdiklerini çok beğendim.. En düz en sıradan insan bile bir dünya kadar karmaşık ve özel.. Bunu ziyadesiyle görüyoruz.. Tavsiye edebileceğim bir kitap oldu ve Orhan Pamuk'un diğer kitaplarını da okuyacağım gibi görünüyor.. Keyifli okumalar..