Ebruu

Ebruu
Le Vènt Nou Portera
Rė'Lar
Lisans
11 Haziran
58 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2019 23. kitabı
"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk
Edebiyat
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Altınpost Yayıncılık · 201876,4bin okunma
Ekim Devrimi ve Nazım
Puan vermedi·169 syf.··
2019 16. kitabı
Nazım Hikmet bu romanında, ekim devrimi sonrası moskova'sının genel atmosferini, toplumsal eğilimlerini, bu devrimin cumhuriyet dönemi Türkiye'si ve doğu bloğu üzerindeki etkilerini romantik ve çarpıcı bir dille anlatmıştır. Ayrıca yazarın bir nevi 'gizli otobiyografi'si niteliğinde görülebilir. Nazım Hikmet'in dünyasına giriş yapmak isteyenler bu kitaptan başlayabilirler.
Yaşamak Güzel Şey Be KardeşimNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20223,985 okunma
Kalıpların dışına çıkmak.
Puan vermedi·140 syf.··
2019 7. kitabı
Dostoyevski'nin alışıla gelmiş anlatım tarzından farkli bir şekilde okuyucusuna ulaştığı enteresan bir kitap. Yaşamı, arkadaşları ve birlikte olduğu kadınlarla ilgili acımasız ve bir o kadar da hayat dolu gerçek çatışmaların ve tespitlerinin olduğu harikulâde bir eser. Dostoyevski bu eserinde klasik anlatımından farklı olarak insanın iç dünyasından dışarıyı gözlemlemeyi, kişinin bireysel ve ruhsal dünyasındaki gelişimleri ve iç çatışmalarını birey gerçeğinden yola çıkarak aktarıyor. Yazar bu kitapla 20. yüzyıl edebiyatında gerçekçilik ve varoluşculuk akımına çok farklı bir perspektif getirmiştir. Ve bu roman Dostoyevski'nin acı dolu hikayesini dibine kadar yaşatıyor içinde. Karamsar bir ruh hali baştan sona hikayede devam ediyor.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2019 17. kitabı
Bulantı terim olarak sartre'ın varoluşçu felsefesinin temelini oluşturmakla beraber isim olarak da kitaba çok yakışmış. Kitabı okurken yazarın vurgulamak istediği o 'bulantı' vurgusunu dibine kadar yaşıyorsunuz. Çok ağır bir dili olmasının yanı sıra felsefi bir manifestoyu anlatmasından dolayı okuyucuyu yorabilir. Bazen tek bir paragrafı hatta tek bir cümleyi anlamak ve özümsemek için defalarca okursunuz. örneğin; ''Sözgelimi, ellerimde bir değişiklik var. pipomu ya da çatalımı tutuşum değişti. Belki de çatal elime yeni bir biçimde geliyor; bilmiyorum. Biraz önce odama girmek üzereyken olduğum yerde kaldım; avucumda, kişiliği varmışcasına dikkatimi çeken soğuk bir nesnenin varlığını duydum. Avcumu açıp baktım: kapının tokmağını tutuyordum. Bu sabah kitaplıkta, Autodidacte, günaydın demek için yanıma geldiğinde tanıyabilmem için yüzüne uzun uzun bakmam gerekti. Tanımadık bir yüzdü gördüğüm; bir yüz bile demek zor. Sonra elini, iri beyaz bir solucan gibi duydum avucumda. Hemen bıraktım, kolu külçe gibi düştü.'' ..gibi çok derin, aşırı maddesel betimlemeler, okuyucuya gerçekten bulantı hissini geçirir. Kitabın inceliği sizi yanıltmasın bir oturuşta ya da iki üç gün içinde bitirebileceğiniz bir roman değildir. Tavsiyem başlamadan önce varoluşçuluk ve materyalizm hakkında az da olsa bilgi sahibi olmanızdır. Sonuç olarak edebiyat ve felsefenin nefis bir şekilde harmanlandığı müthiş bir roman, bir başyapıt! ''Plağı bir daha çal, Madelaine"
Edebiyat
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma